15 Eki 2010 @ 8:38 AM 
Hepinizin bildiği bi’şeyi söylediğimin farkındayım, amacım bu cümlenin anlamını biraz daha açmak. Şu sıralar hayatımın gidişatı ile ilgili planları rayına oturtamama sorunum var. Mezun olduğum MYO‘nun LDV projesi kapsamında Mayıs ayından itibaren tahminen İsveç’e gideceğim. Bunun yanısıra DGS ve yaşımın 24 olması hasebiyle kendikendime -ve çevrem ne kadar “takma” dese de- taktığım askerlik mevzusu var. Allah’ıma şükürler olsun büyük bir sorunum da yok ama sanki bunlar yetmezmiş gibi iki de bir temcit plavımıydı o, heh işte onun gibi hayatıma giren birisi var!.

Kişileri eleştirip ulu orta yerde bu eleştirilerimi anlatacak değilim. Yanlız beni tanıyanlar bilir, doğru olmayan davranış ve ya tutumlara müdahale ettiğim doğrudur. Hayatımdaki insanları yüzyüze eleştirdiğim ve bu eleştirilerimi kabul ettikleri de doğrudur fakat işin acı tarafı yanlışlarını görmelerine rağmen yine de bunlardan vazgeçmek istememeleri. Anlam veremiyorum!

Öte yandan gün gelince bunca konuşmalar, karşılıklı dertleşmeler, fikir paylaşımları ve ya adına ne derseniz deyin yapılan bu paylaşımlar sanki hiç yapılmamış gibi yine aynı tutum ve davranışlara devam edilmesi beni gerçekten çileden çıkarıyor. Yine eklemek zorunda hissediyorum çileden çıkmamın sebebi ise “Vaktimi boşa harcayıp konuşmuşum” hissiyatı değil, karşımdaki insanın bile bile yanlışlarına devam etmesi, diyeceksiniz ki yanlışları olduğunu nereden biliyorsun. E, kendi söylüyor, kabul ediyor!. Burada ortaya yine bir ayrıntı çıkıyor onu da şekillendirelim. Konuştuğum insan acaba sırf beni susturmak için mi kendisinde gördüğüm yanlışları kabul ediyor ya da sırf beni susturmak için mi kendisinde yanlış gördüğümü zannetmemi istiyor. Eğer böyle bir durum var ise bu daha kötü, çevremde kendisinden başka kimseyi düşünmeyen bir yığın insan müsvettesi var demektir.

Aslında bunların da sebebi belli, üşengeçlik, alışkanlık ve inanılan sabit fikirli düşünceler. Çok basit bir örnekle bunu açıklayabilirim. Motivasyon ile ile ilgili bir konuşma yapıldığında, video seyrettiğinizde, yazı okuduğunuzda yaptığınız ve en acısı farkında olarak yaptığınız yanlışlardan bi’anlık vazgeçiyorsunuz. “Ulan tamam, erdim ben“, “Daha da karı-kız yok, işime bakıcam“, “Yok abi valla bu son, bundan sonra tamam, düzeliyorum” dersiniz. Sonra sonra bu paylaşım etkisini yavaş yavaş yitirdiğinde yine aynı konumunuza geri dönersiniz. Yani alışkanlıklarınıza ve üşendiğiniz için yapmanız gereken doğrularınızdan vazgeçersiniz. Sonra kötü olan; o video, o yazı, sizinle konuşmayı yapan o insan olur. Siz yine doğru olanı yaparsınız, yanlış olan diğerleridir!

Ben bıkmam, Allah’ım da bıktırmasın, gördüğüm her doğru olmayan tutum ve davranışa müdahale etmeye devam edeceğim. Sadece biraz doluyum onu paylaşmak istedim. Kalın sağlıcakla… 

Tags Tags: , , , , ,
Categories: Sevgili Enginarım
Posted By: Hakan AKSÜZEK
Last Edit: 15 Eki 2010 @ 08 38 AM

EmailPermalinkComments (0)
 09 Tem 2010 @ 4:15 PM 
Okul bitti, staj başladı. Mezuniyetim ile ilgili Semra arkadaşım nam-ı diğer “Hacı” yüzünden yazı yazamadım. Kendisi uzun bir süredir mezuniyet resimlerini gönderecek. :) Kendisine buradan bi’şeylerimi mesela teessüflerimi iletmek istiyorum…

Gel gelelim asıl konuya, Yaklaşık bir hafta kadar önce annemin cep telefonuna yanlışlıkla bi mesaj geldi. Mesajın içeriği; “Servet abi, ben Ayşe, telefon hattından gelen kabloyu modeme taktım. Bi kablo boşta kaldı ne yapiyim” idi. Annem de yanlış mesaj olmasına rağmen, bu konularda bilgili olduğum için “Yazıktır oğlum, bi yardım et!” dedi :) . Beni tanıyanlar bilir ne kadar iyilik sever birisiyim -Yalan!, yalan değil(!) :P -

Vel hasıl-ı kelam; Yardım ettim. İlk başlarda agresif davranan sevgili Ayşe, sonralarda yumuşamaya başladı. Yani aslında yardım mevzusu bitmesine karşın yine de muhabbetvari bir konuşma hasıl oldu. Sanırım temiz ve iyi kalpli olmaktan dolayı olsa gerek yazının başlangıcında da belirttiğim gibi yaklaşık bir haftadır muhabbet ediyoruz. Yanlış anlaşılmasın muhabbetin “ilişki” boyutu yok, sadece yanlış gönderilen bir mesajın bile samimi bir şekilde arkadaşlığa dönüşebileceğini ve bu devirde bile insanların birbirleri ile çıkar amacı gütmeden arkadaşlık yapabilecekleribe şahit oldum. -evet, böyle bir yol ile de olsa-

Sonuç olarak; Mezun olalı 1 ay’ı geçti ve ben hâla Semra’nın bana resimleri ulaştırmasını bekliyorum… Blog desen öksüz ve yetim kaldı. Kaç aydır girdiğim yazılar sadece “Enginar Severler” yazı dizisine ait.

Artık yazmam lazım. Adriiiiaaannn, adriiaannnn!!!

Tags Tags: , , , , , , , , , ,
Categories: Sevgili Enginarım
Posted By: Hakan AKSÜZEK
Last Edit: 09 Tem 2010 @ 04 15 PM

EmailPermalinkComments (0)
 31 Ağu 2007 @ 11:11 PM 

Kızlar, kızlar, kızlar olgun olsamda “Kadınlar” desem mi diye düşünyüorum +5 karizma puanı katar belki -ehe-.

Hâlâ saçmalıyorum dimi neden acaba ?. Sebebi belli… Neden böyle düşünmek zorundalar neden ilişkinizi kurtarmak için bir ton şey anlatırsınız ve onlar size hâlâ düğünde ne giyeceklerini sorarlar.
* Nedir bunların doğasında olduklarını savundukları ne somut ne de soyut olan şey ?
* Nedir Einstein’ın bile izafiyet teorisi’nden sonra hakkında hiçbirşey söyleyemediği bu kızların -Hâlâ bi kavram bulunamayan- yaptıkları şey.

Aklınıza “Arkadaş kızlardan çok çekmiş” gibi bir düşünce gelmesin, bu sadece -Bir zaman aralığı bile veremiyorum- kendimizi bildik bileli uğraşıtğımız bir konu, herkezin uğraştığı bir konu herkezin ve herşeyin.

Kendimden örnek vericem en doğal haliyle; Kızlar yüzünden çevremdeki erkek arkadaşlarıma bile söylediğim bir sözün ardından 100 adet açıklama getirir hale geldim. Artık benden kıllanır olmaya başladılar.

En ufak örneğiyle;
Onlar bayan diye sürekli kazanıyorlar. Dinsel açıdan inanışı güçlü olan çevremdeki insanlar bile reelkarnasyon’a inanmak istiyolar bir dahaki yaşamlarında dünyaya bayan olarak gelmek için, bayanların o derece hayatlarında “Godmode: On” şeklinde yaşamayı nasıl beceriyolar hayret ediyorum. Erkek isem ne anlamak isterim onları, nede sorunları çözmeye çalışmak Mell Gibson’un o film’i çekerken neler hissettiğini düşünmek bile istemiyorum. Aslında yazılacak o kadar çok şey, verilecek o kadar çok örnek var ki ne benim ömrüm ne’de bloğun bandwith’i yeter :) . Zaten bu bloğu okuyacak ilk kız’ın düşüncelerini -Çoğul eki bilerek kullandım- ve yapmasa bile yorumunu çok merak ediyorum !!!

Tags Tags: , , , , , , ,
Categories: Sevgili Enginarım
Posted By: Hakan AKSÜZEK
Last Edit: 24 Nis 2011 @ 10 20 AM

EmailPermalinkComments (0)

İstatistikler



    No Child Pages.

Abone Ol



    No Child Pages.

İletişim



    No Child Pages.

Indirilebilir!



    No Child Pages.

Hakkımda !



    No Child Pages.
欢迎光临~
初音