



Oldukça uzun bir süredir yazı yazamıyorum zira karmaşık bir projenin içerisindeydim ve nihayet bitti. Projenin içeriğinden bahsetmeyeceğim ama proje sayesinde yurtdışına çıkmış bulundum ve bu süreçte yurtdışında edindiğim tecrübeler hakkında bi’kaç şey yazmak istiyorum. Bu arada uzun bir süredir yazı yazmadığımdan olsa gerek bu yazı oldukça uzun olacak.
Bu proje sayesinde 6 haftalığına Hollanda’ya gittim. Yurtdışındaki ilk tecrübem ile başlayacak olursam 6 hafta Hollanda için oldukça fazla bir zaman dilimiymiş. Hollanda, yüz ölçümü bakımından Konya, nüfus bakımından istanbul ile karşılaştırılabilir ve şu sözü Hollanda ile ilgili her makalede görebilirsiniz. “Tanrı Dünya’yı yarattıysa, biz de Hollanda’yı yarattık” Hollanda tarihine girmek istemiyorum ama üzerinde bulunduğu karaparçalarının nasıl elde edildiği ve işlendiği bilgisi oldukça ilginizi çekecektir. Alabildiğinde dümdüz bir ülke, yeryüzü şekillerinden dağ’ı geçtim, bir tane tepe bile göremezsiniz. Sanırım Dünya üzerinde “Denize iniyoruz” tabirinin zıttını kullanabileceğiniz tek ülke “Denize çıkıyoruz” -ki çıkıyorsunuz-, Ülke’nin hemen hemen heryeri su kanalları ve Rüzgar Türbinleri ile kaplı, ek olarak bi’tane Nükleer Santral var…






Benim gezdiğim, edindiğim bilgiler kadarıyla Hollanda bu şekilde bir ülke, gidip gezilmek için biçilmiş kaftan diyebilirim, kalıp yaşanılır mı, bilemem zira bizim Türk’ler sayesinde ne yazık ki orası da artık yavaş yavaş bozulmaya başlamış. Türk’lerden nefret ediliyor gibi söylemler kulağıma ilişti. İyice bozulmadan gidilmesinde fayda var.




“Gel bakalım Hakan arıyoruz, ulaşamıyoruz ne meşgul adamsın, eee tabii okul birincisisin ya, hadi ilk ben tebrik edeyim“
dedikten sonra ilk olarak okul birinciliğinden haberim oldu. Mezuniyet töreninden bi’kaç saat önce de Kürşat hoca
“Bi’yerlere kaybolma, seni yurtdışına götüreceğim“
demişti. Bu sayede de yurtdışına gideceğimi öğrenmiştim. Daha sonra bu öğrendiklerimden birinin yani yurtdışının ihtimaller dahilinde olabileceğini öğrendim. Yani başvuru ve bu başvuru sonrasında olacak mülakat’ta seçilecek 10 kız ve 10 erkek yurtdışına gidecekti. Ve ben okul birincisi olduğumdan dolayı -Ukâla değilim!!!- Kürşat hoca benim gideceğime ve seçileceğime kesin gözüyle bakıyordu. Herneyse sevgili Yüksekokul müdürümüz Kenan(!) hoca sayesinde geçen hafta Salı günü mülakat’a gittik. Mülakat sonucu iki üzüntümden birisi çok sevdiğim Bekir‘in 10 kişilik listeye girememesi, diğeri hiç sevmediğim başka bir insanın o listeye girmesi ve bir de yetmiyormuş gibi aynı ülkeye gideceğimiz haberini öğrenmem oldu!
Biraz projeden bahsedeyim. Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları (xxx) kapsamında, katılan 2000 küsür proje içerisinden seçilen bir proje, tabii burada Kürşat hocanın emeğini esgeçmememek lazım. İşletmelerde Veri Güvenliği Çözümleri ve Cisco Ağ Cihazları konulu proje dahilinde Almanya ve İsveç ülkelerinde toplam 2 ay süresi boyunca Cisco ağ cihazları bulunan şirketlerde staj yapılacak. Hem cihazlar hakkında bilgi hem de avrupalı ülkelerin gelişmişlik seviyesini görmemiz, ayriyetten de yabancı dil öğrenmek için bu ülkelerde bulunacağız. -ne kaa güzel, ne kaa güzel (:- Biz İsveç’in başkenti Stockholm‘e gideceğiz. Ufak bir araştırma sonucu İsveç’te azımsanmayacak kadar Türk nüfusu olduğunu ve çoğunluğunun da öğrenim için gittiğini öğrendim. Sanırım fazla yabancılık çekmeyeceğiz.
Ocak ayında proje başlayacak ve Ocak – Şubat ayları dahilinde ingilizce kursu göreceğiz. -Almanyaya gidenler de almanca görecekler- Bu, canım Trabzon’a geri dönmem demek oluyor. (: Öte yandan bu proje gerçekten hem kendimizi geliştirmek hem de iş hayatımızda hatırı sayılır bir şekilde CV’mize yansıyacak bir proje olarak gözüküyor. Cisco ağ cihazları sektörde yadsınamaz bir yere sahip -ne cümle oldu bu ya!- Bakalım gelişmeler bize neler gösterecek. Son olarak sizde Google’a İsveç yazıp görsellere tıklamanızı istemiycem (:




Tercih sonrasında artık, kazanıp kazanamadığımı söylemek daha doğru olur düşüncesindeyim. Öte yandan Leonarda Da Vinci projesi kabul edilmiş. Gerekli belgeleri Kürşat hocaya göndermem lazım ama askerlik tecil belgesi hakkında sorun çıkma endişesi taşıyorum. İnşallah bi’ aksilik olmaz…
Staj’ım haftaya bitiyor, onu da buradan bildireyim
, şimdi DGS tercih klavuzuna yumulacağım herkese hayırlı günler…




Dolu olmamın eğitim alanındaki oranı bunlar kaplıyor, bir de hayati tarafı var ki acayip aşık olasım var
, evet bende şaşırdım hatta bir tane de aday adayı var, evet bende çok şaşırdım, doluluk oranımı çok fazla etkilemese de hatırı sayılır bir yüzdeye sahip, zira beni tanıyanlar bilir ki ölüm fısıltısı değil ölümün ta kendisiyim… O yüzden bunca proje dahilinde kendime bir de hayat arkadaşı edinmek işin beni etkileyecek tarafını düşünmekten ziyade karşı tarafı düşünerekten “Yazık olur” diyerek hiç başlamamayı düşünüyorum. Bu cümlem de umarım gaz vermez!
Son olarak, Fatih geldi, bir hafta kadar oluyor, konuştuk anlaştık… Hâla eskisi gibi ama değişmeyi istediğini kendisie belirtti, sevmesen bile söylemek zorundayım, herşey zamanla…
Dipnot: Aşağıdaki karikatür ise beni anlatıyor




Ikinci “yeni” ikilemi saçma oldu farkındayım, dün itibariyle ikinci sınıf’ım, kıdemli’yim, kodummu oturturum, çok pis dalarım! ve türevleri
. Resmi olarak dün okul başladı ama ben Ezgi ve ablasını karşılamak!, gerekli biglileri vermek, Ezginin ablasını -Elif- otogar’a bırakmak ve benzeri işlerden dolayı dün okula gidemedim. Gittiğimde de ders yoktu zaten, bende bu sebeple ki, yurda doğru binaenaleyh yol aldım… Bir anektdo anlatmam lazım ki;

Valla yazacağım yazıyı yazamıyorum, millet başıma üşüştü -Heh!, sanırım doğru tabir bu
- “Yeni kaşıntıları” ilerde yazmayı düşünüyorum, özetle Özcan hocam sağolsun, çok güzel bir proje verdi. Altından kalkmaya çalışıcam, He-Man- gölgelerin gücü adına!. Kemal sussss!


