



Fazla söze gerek yok, biliyosunuz her ay’ın istatisklerini değerlendiriyoruz… -Bu cümleyi geçen ay, ondan önceki ay ,ondan önceki ay da yazmıştım, bundan sonra yazmayacağım
-










Şimdi “Ve internet yurtta!” derken, haberlerdeki gibi “Yurtta sağnak yağış bekleniyor” dercesine Türkiye‘den bahsetmiyorum, kaldığım yurtta bir süredir tadilat vardı, o tadilatın neticesinde yeni bir sistem geliştirildiği için internet bi’kaç hafta kesik durumdaydı daha doğrusu geldiğimizden beri -ki bu bi’kaç haftaya tekabul ediyor
)- Özcan hoca‘mdan aldığım proje’ye de nihayet gönül rahatlığıyla kendi evimin, ıhmmm pardon yurdumun sıcaklığında devam edebileceğim. Haber vereyim dedim yani, he bu arada yeni bir kıpırtı başladı. Hayırlısı olsun…
Not: Bi’de geçen gün birisi benim telefon numaraı aramış google’da bilen var mı kimdir ?
Aşağıdaki resimde ilk sırada görebilirsiniz…
)




Sanırım yüzyıllardır olmasa da takriben 3-4 yıldır beklenen bir yazı/açıklama bu “Ben neden böyleyim“, beni etraflıca tanımayanlar “Nasıl yani ?” diye sorabilirler, tek ve basit bir cevabı var. “Sorunlu“, çevreme göre ben sorunlu birisiyim, standart sorunlulardan değil, ki beni tanıyan ve bu huyumu bilenler zaten şu anda neden bahsettiğimi eminim anlıyorlardır. Ne mutlu onlara!. Çevreme göre “sorunlu” kişiliğimden kısaca bahsetmek istiyorum.
Eğitim hayatımın bana verdiği aksatmalar sayesinde genellikle kendimden 3-4 yaş küçük kişilere “Akranım” gözüyle bakabiliyorum -Zorunlu olarak-. Çevre etkileşimi olarak adlandırılan bu durumdan kimi zaman hoşnut olmasam da memnun olduğum zaman dilimleri %’lerle ifade etmek gerekirse 90′larda, “Mantık erbabı” , “Aşırı detaycı“, “Mükemmelliyetçi” ve henüz tam kavramını bulamadığım o yüzden de adını “G.D.E.E. = Genel doğruları empoze etme” koyduğum kişiliğim sayesinde, akranlarımın kendimden küçük olmasını bir avantaj olarak görüyorum. Bu sayede tez’ler üretebiliyor. Akranlarım saydığım kişiler ortamlarına beni çok kolay kabul edebildikleri için yabancılaşma çekmiyor ve çok çabuk ortama ısınılabiliniyor. Bu sayede “Sen giderken biz dönüyoduk” geyiksel felsefesine hiç mi hiç girmeden, direkt olarak olay’a nûfuz edip, kişisel psikoloji, çevresel psikoloji ve bunların hepsini barındıran genel psikoloji‘yi teker teker sanki tek bir insan beynin de işlem görüyormuşcasına irdeleyip hem ikili muhabbette kişi için çözüme kavuşabilmeye hem de benim işime yarayacak geçerliliği anında kanıtlanabilen tez’ler üretebilmeye yarıyor. Aslında temel algoritma basit, yukarıda bahsettiğim karmaşık algoritmanın yanısıra sadece “Arkadaşlık” tan ibaret bir durum yani “Sır alma/verme“, “dert paylaşma” ve benzeri durumlarında altında yatan gerçek, psikolojik, %100 saf ve doğru olan kanı’lardan bahsediyorum.

Burada karşımdaki akran’ım bir “kobay“mış gibi görünebilir ama değil!. Dikkatli bakıldığında görüldüğü üzere iki taraflı bir etkileşim. Yani deney ilacını fareye uyguladığınızda fare ya ölür ya da yaşar bu bir ihtimal meselesi fakat bu durumda böyle birşey söz konusu değil, irdelenen konu, derinlemesine incelendiği ve her türlü olasılıklar gözden geçirildiği için çözüm bulamama dürtüsü sadece “dürtü” den ibarettir fakat yinede %0,01′lik bir ihtimale söz konusu olabiliyor.Sonuçta konuşma sonrası iki tarafta elinde ürünle çıkıyor! -5 adet karbon molekülü, 1 adet glikojen’miydi
-.
Bu tip girişimler, edinilen arkadaşlıklar, anlaşılabilinen ve verilen değerler, anlaşılamayan değerler, verilip geri alınabilen değerler -karşılıksız çekler
-, bi yerde bir çeşit duvar olan “Gurur” a toslayabiliyor. Sonrasında kişini kendi iradesi, iradeyi kontrol edebilme gücü -Bir nevî nefis ile mücadele- içinde bulunduğu durumdan kişiyi kurtarıyor. Kesin bir ifadeden bahsettim farkındaysanız fakat kurtarma şekli hasarlı ve hasarsız olmak üzere iki biçimde oluyor.
Kendimi de işin içine katarak iki durumdan da bahsetmeye çalışacağım!… -Zaten benim neden “sorunlu” olduğumda burada ortaya çıkıyor zaten-


Buradan çıkarılacak gayet basit sonuçlar var tabîki, mesela;
* Arkadaş sayım hiçbir zaman “bir elimin parmakları” kavramını geçememiştir,
* Yanlız’lık tabîki ALLAH‘a mahsustur
,
* Yaptığım yardımlardan ve yaşadığım ikili ilişkilerin hiçbirinden pişman olmamışımdır -Aşk,arkadaşlık-,
* Bu özniteliğim böyle devam edecektir,
* Halimden gayet memnunumdur, ALLAH‘a şükür
,
Bunca sözden sonra anlattıklarımın hepsinin hayal ürünü olması gayet muhtemel, atılıyor, sallanıyor olması mümkün gibi gözükse de, şöyle bir durum da söz konusu oluyor, yapmaya çalıştıklarımı başından anlayıp, saygı duyup birlikte aynı yolda yürdüğüm insanlar mevcuttur, hiçbir şekilde tartışma yaşanmaması, yaşananan tartışmaların bile bir şekilde çözüme kavuşturulduğu insanlar hâla çevremdedir, burdan isimlerini haykırmakta bir sakınca görmüyorum!. Teşekkürler Arda, teşekkürler Bircan, teşekkürler Elif, teşekkürler Evren, teşekkürler Samet teşekkürler Türkiye
![]()



