



Ingilizceyi gerekmediği zamanlar pek fazla kullanmak istemiyorum, Türk’üm, övünüyorum, çalışıyorum, güveniyorum. Aslında özürümden sonra bu yazıyı yazmak nasıl olur bilmiyorum ama aslında amacım gerekçesinide bildirmek. 2 hafta hatta 10 gün oluyo işi bırakalı öss için bıraktım ve hafta içinin 3 -% 49 ihtimalle 4- dersaneye daha fazla vakit ayırabilmek için ve başarıyorumda. İşte iş burda kopuk vermeye başlıyor günlerde acayip bir zaman dilimi aldı ya eve geldiğime yoruluyorum ve gör bak sen neler neler oluyor. O yüzden sanırım bundan sonra kendime göre belirli bir zaman dilimi ayarlayıp yada şu sınav stresi geçene kadar bi şekilde. bla bla bla. Hakkaten saçmalıyorum dimi daha neler off ya. Neyse sonuç olarak bir işe giriştim ve boğa burçluluğumun bana verdiği yetkiye dayanarak bu işime devam etmek zorundayım saygılar sanal alem…




İlk olarak, düz mantıktan yola çıkarak size dört cümle yazıyorum.
“Bir işe yeni başlıyan daha çok hata yapar. Çünkü tecrübesi yoktur“,
tezatı;
“Bir işe yeni başlayanın bilgileri taze olduğu için hata yapma şansı oldukça azdır.”
Pekiii !!!,
“Bir işte yıllardır çalışan hiç hata yapmaz çünkü tecrübe sahibidir“,
bunun tezatı nedir;
“Bir işte yıllardır çalışanın hata yapma şansı yüksektir. Çünkü ilk günkü gibi taze bilgileri sahip değildir.”
Bunları okuduktan sonra tam şu sıralarda bu yazıyı yazan kişi hakkında kafanızda değişik yorumlar oluşabilir ama söylediğim gibi “Düz mantık” tan yola çıkıyorum. Neyse olayı anlatayım.
Hoca’nın hatası bi yana en çok kızdığım şeydi bu, hayatında kaç defa 5 vakit namazı tam manasıyla kılmıştır ki bu insan bile diyemiyeceğim topluluk ki 40 yıllık hocanın yaptığı 2 hatayı yüzüne vurmaya çalışıyolar.
Tamam imam osurursa cemaat sıçarda Hırsızın hiç mi suçu yok hocam…




Bu söz’ün şablonu bana “Leon – The Professional” filminin başında Jean RENO’nun ağzından çıkan ilk söz, ilk replik ve filmin kötü olacağını bilsem bile -ki imkansız- yineden sonuna kadar sırf o replik için izleyeceğim bi replik. “Are you free thursday ?”, “Yeahh!!! I’m free thursday” Bir Fransız, İngilizlerden daha güzel bir ingiliz aksanıyla nasıl konuşabilir tartışılması kaçınılmaz bir soru yada tez.
Bu aralar çok fazla biyoloji dersi işliyorum, hatta bu aralar çok fazla ders işliyorum hatta ve hatta bu aralar o kadar çok fazla şey yapıyorum ki bu blog’da bu sayede biraz nefes alıyo ama bu iyi bi’şey değil çok nefes aldı blog o yüzden bişiler yazmam gerektiğini düşündüm. “Çalışan demir paslanmaz” atasözünden yola çıkmaya çalıştım ama yinede umutluyum…
Beni zorlamaya çalışanlar, sınırımı görmeye çalışanlar dersane, iş , ramazan, oruç, iftar ,teravih, 5 vakit… Bu sefer hep soyut şeyler benimde oldukça tuhafıma gitti. Hepsi üzerime gelmeye çalışmakla beraber benim sınırlarımı görmeye ümitliler ama bazı insanların sınırları hayal güçleriyle sınırlıdır. Belkide kendi hatamdan dolayı böyleyim ama mutluyum ailemin yanında, sevdiklerimin yanında ve sevilebileceklerimin… Aslında bunları söylememin nedeni aklınızdan geçen şeyler değil, sadece bloğa ara vermemin nedenleri, mazeret arkasına saklanmam, bunca olan ve olmaya devam eden şeylerden sonra yinede kendim için bloğa ve diğer şeylere zaman ayırmaya çalışıcam. Sevdiklerim ve sevilebileceklerim selametle…




Evet yeni dünya’mda ilk günüm Anlatiyim mi?
Sabah kalkıp erken vakitlerde dersane yoluna düştüm. Gittim dersaneye bayaaa bi bekledim sonra bi rehberlik hocası geldi, gayet alımlı ve naçizhane bir ses tonuyla “Sizin sınıfınız burası” dedi. 4 kişi aynı anda girdik 2 kız 2 erkek ama bişi olmadı yani
. Sonra eklenenler oldu, şöyle bi göz gezdirmeye çalıştım sınıfta ama başaramadım neden ? bilmiyorum.
Herkes tam “Yaa 1 sene vakit geçireceğim sınıf bu, hoca gelsede birbirimizle tanışsak” modundayken. Hoca geldi ama birbirimizle tanışma hevesiyle yanıp tutuşurken önlerimize birer form serpiştirip kendisi hakkında kötü düşünceler sahip olmamıza neden oldu. 3 ay sonra önümde tekrar soru görmek beni yıllar sonra terkedip geri dönen sevgilimi görmüş gibi olmama neden oldu. -Öyle bi sevgilim yok ama neyse-
Herkes bi koşu soruları cevapladı, baya uzun bi müddet kaldım içerde, yine polinom, fonksiyon, hightower anımsatan şeyler gözümün önünde belirdi. Sevgili hocalarımı tanımadığım akrabalarıyla beraber anmadan geçmek istemedim. Oraya da son bir nokta koyduktan sonra kendimi “Bilgi-işlem” bölümünde “Yarın saat kaçta gelecem !!!” diye serzenirken buldum, ordan bi hoca “Saat 12.00 gibi gel ayarlarız bişiler” dedi. “Tamam” dedim çıktım.
Yeni dünya’m daki ilk günümün yarısında sizleri bu olanlardan haberdar etmek istedim, haberiniz olsun.


