



Geçen gün Kişisel Tecrübeler ile ilgili açıklamamı, akabinde ve detayında ilk Kişisel Tecrübe‘mi beğeninize sunmuştum. O gün gerçekleşen bir Kişisel Tecrübe‘m daha vardı. Biraz erteledim ama yine de yazmayı uygun buluyorum -Blog benim blog’um kardeşim
-.
Hani şu son yüzyıl da Kadın-Erkek arasında, pardon Erkek-Kadın arasında
bir “Eşitlik” kavramı türedi ve oldukça da tutuldu, bayanlar işlerine geldiği takdirde “Eşitlik” kavramını öne sürebiliyorlar. Cem YILMAZ‘ın bu konuda gerçekten çok mantıklı bir tez’i mevcut. Aynen aktarıyorum. Cümleler Cem YILMAZ‘a aittir, bana çemkirmeyiniz
![]()
Gayet mantıklı bir tez, Cem YILMAZ‘ın Stand-up‘ları bir yana gözlemleri gerçekten mükemmel, benim Kişisel Tecrübe‘me gelecek olursak;






Evet FaceBook için 3 defa tekrar…
Yaşasın, yaşasın, yaşasın hatta o derece ki bikaç dakikalık saygı duruşu bile yapabilirim.Neden ? 11 yıl sonra tekrardan arkadaşlarını bulmak ne demek, aslında önemli olan “11 yıl” değil önemli olan ilkokuldaki arkadaşlarını bulmak, bulmuş olmak. Hayatımın en güzel günü, hayatımın en güzel pazar günü, kısacası hayatımın günü işte…
Ne demek yaaa ilkokuldaki arkadaşlarım… Ahh yine saçmasalak cümleler kurmaya başladım. Ilk önce Begüm‘le buluştuk,konuştuk fizik olarak değişmiş tanıyamadım, daha sonra Nagihan, bakalım sırada kimler var… Intihar etmemek elde değil
sevinçten hâlâ saçmalamakta olabilirim mazur görün yada görmeyin umrumda değil
![]()
Hepinizi çok özledim… Eğer yapabilirsek en kısa zamanda bi buluşma ayarlayalım… Hepinizi seviyorum çocuklar hepinizi çok özledim…




Senelerden 4 sene önce daha hazırlık sınıfındayız, babamın memleketi diye bir sevinçle gittim okumaya ama “Hatta televizyonu hâlâ kapalı olanlara iyice kafam girsin” modunda sonradan anladım olacakları ama ilk tanıştığım insan, ilk muhabbetim olan, kafa dengim olan insan. Iyi ve bayaaa kötü günlerimiz oldu ama yinede vazgeçmedim senden olanlar, olmayanlar, hepsi, birkaçı ve bazıları hepsi bi yana yaşadıklarımız ve paylaştıklarımız. “Ahh şu çılgın türkler” değilde “Ahh şu Hakan ile Cem” diye bir kitap… kitap mı pardon meydan larousse çıkarsaymışız ipneliğine bide 365 kupon yapsaymışız ne güzel olurmuş dimi.
Onca yaşanılan oyun diyalogları, hatun diyalogları ve “Kaderde varsa … neye yarar üzülmek” diyalogları ne günlerdi diyip geçiştirmek zorunda hissediyorum kendimi çünkü eğer başlarsam neler olacağını tahmin bile edemeyiz. Hayatımıza girmeye çalışanların sayısı az, girenlerinki ise yok gibi ve bence hatta bizce böylesi daha iyi, yaşanılanlardan sonra ilerde aklımıza geldikten sonra sadece bizde oluşturduğu düşünce yapısına teşekkür edeceğimiz ilişkiler oldu. Sağlam birtanesi olsun ama tam olsun. Hep söyledim yine söylüyorum sadece dost’uma değil bu yazıyı okuyan herkese “Hayatınızda bir şeyi denemeden o şey hakkında yorum yapmayın“, gözden ırak olan gönülden de ırak olurmuş bu bir atasözüyse, “İstisnalar kaideyi bozmaz” da bir atasözüdür, hatta Sagopa’nın şarkısıdır da -ehe-. O yüzden Bir şeyi denemeden asla o şey hakkında kafanda bir karar ve bir yorum oluşmasın.
Kızlar konusuna hiç girmiycem zaten, çektiğimiz belli, yediğimiz belli, yaptığımız belli, yapacaklarımız ise sınırsız. Artık bir milad zamanı geldi, bir “Hakan’dan önce Hakan’dan sonra“, “Cem’den önce Cem’den sonra” geldi o yüzden hayatında şu anda yapman gereken herşeyi bir kenara bırakma ama askıya al ve milad olayını bir an önce çöz, eğer askıya almazsan milad olayı uzun sürer, kısa bir ara verip ve sadece ona yoğunlaşırsan -There is no spoon !!!- kaşığı eğebilirsin
Sayıglarımla beraber seni kendinle başbaşa bırakmıyorum yoksa onca yaşanılanlar, zaten savelemedikteo yüzden can dostum güzel insan 600 km uzaktan en içten dileklerimle dost’un “Sıvı Yılan”


