



Geçen gün yazımda da bahsetmiştim, Beylikdüzü belediyesi‘nin hazırladığı Ramazan ayı boyunca faliyet gösterecek olan festivalden ve Cuma günü Urfa sıra gecesi var demiştim -demiştim dimi
-, aslında hafta başı hastaydım ve gidemeyeceğim düşüncesiyle üzülüyordum -yazın ortasında grip olabilme başarısına sahibim
-. Cuma günü geldi ve ben bir önceki gün iyileşmiştim. En nihayetinde Teravih‘ten sonra başlayacak olan sıra gecesi’nde yerimi aldım. Hayatımın en berbat fotoğraflarını çeksem de gece güzeldi, tavsiye ederim ki Sıra geceleri’ni koruyalım, uymayanları uyaralım
![]()




Yok ya, gerçekten bu laubali girişi yapmak zorundayım
, ben bu istanbulu, ben bu Büyükçekmece‘yi ve ben bu Beylikdüzü‘nü çok seviyorum… Şahsen bir Gürpınar‘lı olaraktan Gürpınar Kasabası’nın tam olarak nereye bağlı olduğunu hâlâ bilemesemde bu iki ayrı ilçe merkezi de kabulumdur*.
Hatılarsanız geçtiğimiz ay Büyükçekmece Kültür ve Sanat festivali ile ilgili bir yazı yazmıştım. Gel gör ki yukarı daki laubali giriş yazımdan da anlayabileceğiniz üzere bulunduğumuz muhit gayet aktif ve eğlenceli bir yer. Beylikdüzü Belediyesinin değişen kadrosu ve Belediye başkanı sayesinde bu sene birincisi düzenlenen Beylikdüzü Ramazan ve Sanat Günleri‘nin bugün ikinci günüydü, gerçekten benimde haberdar olmam tamamen tesadüften ibaret ya da tevafuk
, Çok fazla gezip tozup resim elde edememden ziyade gayet hoş bir ortam hazırlanmış olduğunu gözlemlerimle doğrulayabilirim ve Belediya başkanının bir cümlesine rastladığım için işin ciddiyetinin de ne kadar önemli olduğunu anladım

Ne yalan söyliyim etkilendim doğrusu, vaktim olduğu müddetçe Festival alanına gidip izlenimlerimi buraya aktarmayı düşünüyorum. Zira haftaya cuma -28.08.2009- Urfa Sıra Geceleri var. Kaçırmamayı planlıyorum… Yukarıda da söylediğim gibi fotoğraf çekimi yapamadığım için sizi Beylikdüzü belediyesinin sitesi’nden aldığım bir resimle bilgilendirmek istiyorum…




Bu aralar mantık erbabı‘lığıyla ilgili çok fazla içli dışlı olmaya başladım. Bilgisayar programlamacı‘lığının vermiş olduğu özgüven ve mantıksal dolaşım sisteminin beyin’e vermiş olduğu bölgesel hasar, çevre de olup biten bütün kuramsal olayların If – then – else kod bloğuyla yorumlayabilme hissiyatını veriyor -What a logical sentence, ehe
-. Bu yüzden farkına vardığım kişisel farkındalık olaylarını bir şekilde paylaşım içerisinde bulunarak çevremdeki insanları da bilinçlendirme, bilgilendirme ve bilimum mantıksal veri tüketimini üst düzeye çıkarmayı amaçlıyorum.
Dün -17.07.2009- “yaz sezonu’nda boş boş evde oturacağıma çalışayım ya” felsefesini kendimle özleştirerek Cuma namazı‘ndan sonra Beylikdüzü‘nü komple dolaştım. Amacım tabii ki iş aramak oldu fakat dişe dokunur birşey bulmadığımı itiraf etmeliyim… Kendi nitelik ve vasf’ım üzerine bir pozisyon aradığımdan, bulmak da aramak kadar zordu.
Yorgun ve bitâp, yürüyüş halinde eve dönerken nereden aklıma geldiyse yolda “Hafıza Teknikleri” kursundan aklımda kalan “Beynin sol lob’u sağ uzuvları, sağ lob’u sol uzuvları kontrol eder” cümlesini kendi içimde çözümlemeye çalışıyordum. İlk kişisel tecrübem de işte burada ortaya çıktı. Hani internet’te dolaşan “Bunları biliyor musunuz ” kategorisinde sınıflandırılan bir cümle var “Dilinizi dirseğinize değdirmek imkansızdır” diye, zaten bu cümleyi okuyan insanların istisnasız %100′ü bu teoriyi deneyip hezimete uğradıktan sonra çevresinde kendisini izleyen var mı diye çaktırmadan bakıyorlar. Buna benzer bir teoride benden çıktı. Şöyle ki;




