21 Ağu 2010 @ 11:19 AM 
Mezun olduk, staja başladık derken DGS‘de açıklandı. Puanımı şimdilik söylemeyi düşünmüyorum zira 24 Ağustos Salı gününe kadar tercih yapılması gerekiyor ve ben takribi 250 sayfa olan tercih listesini bugün temize geçip aralarında 18 üniversite ile cebelleşmeyi düşünüyorum.

Tercih sonrasında artık, kazanıp kazanamadığımı söylemek daha doğru olur düşüncesindeyim. Öte yandan Leonarda Da Vinci projesi kabul edilmiş. Gerekli belgeleri Kürşat hocaya göndermem lazım ama askerlik tecil belgesi hakkında sorun çıkma endişesi taşıyorum. İnşallah bi’ aksilik olmaz…

Staj’ım haftaya bitiyor, onu da buradan bildireyim :) , şimdi DGS tercih klavuzuna yumulacağım herkese hayırlı günler…

Tags Tags: , , , , ,
Categories: Sevgili Enginarım
Posted By: Hakan AKSÜZEK
Last Edit: 21 Ağu 2010 @ 11 19 AM

EmailPermalinkComments (0)
 04 Ağu 2010 @ 3:34 PM 



Mezun oldum!!! :)
Yıl oldu” diyemesem de en azından iki ay olduğunu söyleyebilirim. Mezuniyet yazımı iki ay sonra yazmamın nedeni de Semra‘dan başkası olamaz diye düşünüyorum. :) Aslında benim açımdan, bu mezuniyet mevzusunun büyütülecek bir durum olmaması lazım zira Liseyi de hem ailemden ayrı hem de 4 sene okudum. Böyle bir mutluluk, hezeyan ve ya herhangi bir ikili sıfatı aynı anda yaşamadım. Fakat! mezuniyet derecesi ve sonrasında edindiğim bilgiler doğrultusunda Trabzonda geçirdiğim bu 2 yıl benim için gerçekten, kendini hayatımdaki dönüm noktalarının başında gelmeye aday gösteriyor…

Tamam Bilgisayarı seviyorum. Halil abim sayesinde Win95 ile tanıştığım, Carmageddon senin, Commandos benim günlerimi daha dün gibi hatırlıyorum. Daha sonrasında zaten internetCafe, komşu çocukları sayesinde bilgisayara olan bağlılığım git-gide arttı. Lisede MeslekLisesi – Bilgisayar bölmünde bilgisayar ile ilgili ilk resmi eğitimime başladım. Lisede geçirdiğim bu 4 yıl bilgisayara olan bağımı güçlendirdi ancak bu 4 yıl da iyi olaylar kadar bir o kadar da içinden çıkılması güç durumlar ile karşı-karşıya kaldım. Arkadaşlıklar yüzünden amiyane tabirle n’asıl ip’e gidildiğini gördüm. Mezuniyet konuşmamda da söylediğim babamın o sözünü lisede mezun olunca anladım. Üniversitede özellikle liseden edindiğim tecrübeler doğrultusunda Arkadaşlık kavramını kendi kafamda baştan yazdım. 2 yıl bitti ve ben bu iki yıl boyunca arkadaşlık ile ilgili aldığım kararlarımdan pişman olmadığımı gördüm. İşin traji-komik yanı eğer aldığım bu kararlar olmasaydı, üniversite hayatımın da lise hayatımdan bir farkının olmayacağı belliydi.

Evet gelelim sürprize zaten bilenleriniz vardır. Evet, mezun oldum. Hem de okul birinciliği ile, okul birincisi olarak. :) Hesaplarımda olmayan bişeydi. Ben sadece oldum olası bilgisayarı seviyorum. Beni tanıyanlar notlarımı da, derslere n’asıl çalıştığımı da, derslerde n’asıl aktif olduğumu da biliyor. Bi’çok insan şekli öğrendim, bi’çok öğüt aldım. Yusuf ÖZTÜRK hocamın sözleri hâla kulağımda küpe, Özcan ÖZYURT hocam ise zaten hâla benimle iş birliğinde, Kürşat ERÜMİT hocam ile de yakında birlikte çalışacağız. :)   Öğretim görevlisi olarak derslere girmeme ramak kalmıştı ki beni mezun ettiler :)

Üniversite hayatım ile ilgili bi’şeyler yazar mıyım? bilmiyorum. Şu aralar stajdayım. Projeler havada uçuşuyor. Bu yazıya bile n’asıl vakit ayırdığım, aklım almıyor. Son olarak;

Anne ve Baba, Oğlunuz çalışıyor :)

Tags Tags: , , , , ,
Categories: Sevgili Enginarım
Posted By: Hakan AKSÜZEK
Last Edit: 04 Ağu 2010 @ 03 34 PM

EmailPermalinkComments (2)
 09 Tem 2010 @ 4:15 PM 
Okul bitti, staj başladı. Mezuniyetim ile ilgili Semra arkadaşım nam-ı diğer “Hacı” yüzünden yazı yazamadım. Kendisi uzun bir süredir mezuniyet resimlerini gönderecek. :) Kendisine buradan bi’şeylerimi mesela teessüflerimi iletmek istiyorum…

Gel gelelim asıl konuya, Yaklaşık bir hafta kadar önce annemin cep telefonuna yanlışlıkla bi mesaj geldi. Mesajın içeriği; “Servet abi, ben Ayşe, telefon hattından gelen kabloyu modeme taktım. Bi kablo boşta kaldı ne yapiyim” idi. Annem de yanlış mesaj olmasına rağmen, bu konularda bilgili olduğum için “Yazıktır oğlum, bi yardım et!” dedi :) . Beni tanıyanlar bilir ne kadar iyilik sever birisiyim -Yalan!, yalan değil(!) :P -

Vel hasıl-ı kelam; Yardım ettim. İlk başlarda agresif davranan sevgili Ayşe, sonralarda yumuşamaya başladı. Yani aslında yardım mevzusu bitmesine karşın yine de muhabbetvari bir konuşma hasıl oldu. Sanırım temiz ve iyi kalpli olmaktan dolayı olsa gerek yazının başlangıcında da belirttiğim gibi yaklaşık bir haftadır muhabbet ediyoruz. Yanlış anlaşılmasın muhabbetin “ilişki” boyutu yok, sadece yanlış gönderilen bir mesajın bile samimi bir şekilde arkadaşlığa dönüşebileceğini ve bu devirde bile insanların birbirleri ile çıkar amacı gütmeden arkadaşlık yapabilecekleribe şahit oldum. -evet, böyle bir yol ile de olsa-

Sonuç olarak; Mezun olalı 1 ay’ı geçti ve ben hâla Semra’nın bana resimleri ulaştırmasını bekliyorum… Blog desen öksüz ve yetim kaldı. Kaç aydır girdiğim yazılar sadece “Enginar Severler” yazı dizisine ait.

Artık yazmam lazım. Adriiiiaaannn, adriiaannnn!!!

Tags Tags: , , , , , , , , , ,
Categories: Sevgili Enginarım
Posted By: Hakan AKSÜZEK
Last Edit: 09 Tem 2010 @ 04 15 PM

EmailPermalinkComments (0)
 01 Haz 2010 @ 10:32 PM 
Bu sefer gerçekten oldukça uzun bir ara oldu sanırım, sorumluluk gereği SystemEnginarı‘na yazmam gereken yazılar haricinde diğer yazılarım için çok fazla vakit bulamadım. Şu anda finallerin ikinci haftasındayız, bi’kaç güne kadar size mükemmel bir müjdem olacak, 2010 yazına damgamı vuracağımı söylemiştim, sanırım yavaş yavaş başlıyoruz…
Çok fazla bir değişiklik yok gibi;
» Gilraen teşrif etti,
» “Köprünün altından çok sular geçti” kelimesini sevmeye başladım,
» Deniz ile tanıştım, sanırım çeşitli projelerde bana arkadaşlık edecek, -tabii bazı önyargılarımızı yenersek-
Dediğim gibi çok fazla değişiklik yok, he bu arada host ve domain sürem doluyor eğer herhangi bir önlem almazsam, SystemEnginarı bitkisel hayata geçecek, en azından domani alıp host için dilenebiliriz :)

Hayat, biz plan yaparken başıma gelen şeymiş, sağlıcakla kalın ;)

Tags Tags: , , , , , ,
Categories: Sevgili Enginarım
Posted By: Hakan AKSÜZEK
Last Edit: 01 Haz 2010 @ 10 32 PM

EmailPermalinkComments (6)
 16 Mar 2010 @ 12:15 PM 
Doluyum, boşluğu doldurması gereken sıfat tam olarak bu olsa gerek. Zira son günlerde hem eğitim hem de hayati işler bazında olsun, iyiden iyiye işe yaramaya başladığımı anladım. Dün itibariyle nur topu gibi 5 adet projem oldu, hepsiyle ayrı ayrı ve itina ile ilgilenmem gerekiyor ki bunların yanında bir iki tane de özel proje var. Bugün C dersinde Yusuf hoca sorduğu soruyu bilen bir kahraman olması dahalinde dersi bitireceğini açıkladı. Ben bilemedim daha doğrusu bilmedim. Ayrıntıcıyım ya, bilmek istememin tek nedeni cümle içerisinde geçen “Kahraman” sıfatı idi, zira ben kahraman değilim, hiç olmadım, hiç bir zaman da olmayacağım, ben sadece eski bir programcıyım, birkaç iş yapmak için kiralanan

Dolu olmamın eğitim alanındaki oranı bunlar kaplıyor, bir de hayati tarafı var ki acayip aşık olasım var :) , evet bende şaşırdım hatta bir tane de aday adayı var, evet bende çok şaşırdım, doluluk oranımı çok fazla etkilemese de hatırı sayılır bir yüzdeye sahip, zira beni tanıyanlar bilir ki ölüm fısıltısı değil ölümün ta kendisiyim… O yüzden bunca proje dahilinde kendime bir de hayat arkadaşı edinmek işin beni etkileyecek tarafını düşünmekten ziyade karşı tarafı düşünerekten “Yazık olur” diyerek hiç başlamamayı düşünüyorum. Bu cümlem de umarım gaz vermez! :)

Son olarak, Fatih geldi, bir hafta kadar oluyor, konuştuk anlaştık… Hâla eskisi gibi ama değişmeyi istediğini kendisie belirtti, sevmesen bile söylemek zorundayım, herşey zamanla…

Dipnot: Aşağıdaki karikatür ise beni anlatıyor ;)

Tags Tags: , , , , ,
Categories: Sevgili Enginarım
Posted By: Hakan AKSÜZEK
Last Edit: 16 Mar 2010 @ 12 15 PM

EmailPermalinkComments (10)
 16 Şub 2010 @ 7:51 PM 
Selamlar olsun sana genç enginar :) , uzun zamandır halet-i ruhiye ile ilgili sana içimi dökemedim dimi, bunun farkındayım kusura bakma ama bunların suçluları hâla etrafımdalar, beni benliğimden, açıkcası Hakan denildiğinde akla gelen o kişilikten beni arındırmaya çalışıyorlar, arındırmak derken kendi deyişlerine göre “arındırmak” sonrası umur dışı olsa gerek ki kişiliğim yok olunca benden sana sonra hatıra ne kalır, oturup bi düşünmek lazım…

Çevremdeki insanlar ile arasıra ya da sometimes muhabbetler oluyor. Bana sürekli yanlızlıktan ve benim ne kadar zor durumda olduğumdan bahsediyorlar, anlam veremiyorum, neden herkes benim yanlız olduğumu öğrendiği zaman illa bi tarafa yamamaya çalışıyor. En genel tabiriyle ben böyle mutluyum, hiç öyle aham şaham aldığım bir yara da yok ki hayata küseyim, aksine hayat ile benden daha barışık insan göremezsin enginar…

Beni yakından ve ya uzaktan tanıyan insanlar aklımın ve mantığımın ikilik tabanda çalıştığını gayet iyi biliyorlar, öte yandan nerde ne yapacağı belli olmayan, kestirilemez bir kişilik sahibi olduğumu düşünüyorlar, al sana mantık hatası!, ikilik tabanda bir ve sıfır vardır yani bi’şey ya vardır ya yoktur, nerde ne yapacağım nasıl belli olmaz onu anlamıyorum yani nasıl anlayamadıklarını anlayamıyorum, -bu cümleyi de :) - kısacası bana nereden baktıkları önemli, demek ki doğru yerden bakmıyorlar ya da bi’yerde compiler hatası var…

Bugün Özcan hoca beni o kadar mutlu etti ki, eğer böyle devam ederse bu sene mezun olurken damgamı vuracağım, alnının çatına -belli kişilerin-…

Şimdi ben sana içimi döktüm diye de kızarlar emin ol, sana soracaklar yeğen, kim olduğunu soracaklar :D ,

Tags Tags: , , ,
Categories: Sevgili Enginarım
Posted By: Hakan AKSÜZEK
Last Edit: 16 Şub 2010 @ 07 51 PM

EmailPermalinkComments (0)
 31 Oca 2010 @ 12:00 PM 

Uzun zamandır haleyt-i ruhiye ile ilgili bi’şeyler yazmıyodum, dün akşam da buna vesile oldu ki, biraz içimi dökmem gerekiyormuş…

Sorun şurda, insanlara çok kolay bağlanıyorum, bu ne kadar kötü bir durum gibi gözüksede aslında içten içe her insanın istediği bir durum, hani herkes kendisini iyi bildiği için karşısındaki insan kendisine bi’an önce bağlansın, güvensin ister ya, düşünüyorum da hiç var mıdır, “Yok yok, biraz daha bekle, hemen güvenme bana!” diyebilen…

Bir diğer sorun da çok fazla arkadaş daha doğrusu çevreye sahip olmamam, buradan da şu sonuç çıkıyor ki, “Arkadaşın olsun, az olsun, öz olsun“. Bu da kocaman bir yalan, sadece arkadaş edinemeyen insanların uydurduğu bir söz…

More »

Tags Tags: ,
Categories: Sevgili Enginarım
Posted By: Hakan AKSÜZEK
Last Edit: 31 Oca 2010 @ 12 00 PM

EmailPermalinkComments (2)

İstatistikler



    No Child Pages.

Abone Ol



    No Child Pages.

İletişim



    No Child Pages.

Indirilebilir!



    No Child Pages.

Hakkımda !



    No Child Pages.
欢迎光临~
初音