



2007 yılının sonlarıydı sanırım. Crysis adında bir oyun piyasaya çıkacak hem de baştan sonra Türkçe seslendirmeye sahip olacak diye arkadaş ortamlarında konuşulmaya başlanmıştı. “Şehir efsanesi olacak” diyorduk, zira o yıl’a kadar metin tabanlı da olsa -altyazı, menü, vs.- kaç tane Türkçe oyun vardı ki bunun gerçek olduğuna inanalım. Yapımcı firmanın kurucularının Türk olduğunu öğrendikten sonra hevesimiz bi’kaç kat daha artmıştı. O zamanlar sadece Türkçe altyazı entegre edilen Grand Theft Auto – GTA serileri ile kendimizi avutuyorduk. Crysis’in ilk fragmanı yayınlandığında Evren abi ile ağzımız açık ve kimbilir kaç defa ard-arda seyretmiştik. Hâlâ ara-sıra Evren abi ile Psycho’nun “Hey şuna bi baksana, Topografik harita” repliğini aynı ses tonuyla tekrar eder dururuz. -gülüşmeler-
O gün’den sonra, şimdiki adıyla Sosyal Medya olarak anılacak forum ve benzeri platformlarda artık her oyunda bir Türkçe dil desteğinin bulunması gerektiği konusunda herkes hem fikirdi. -Türk halkı olarak- Sanırım ilk adımı da Konami firması atmıştı, Pro Evolution Soccer ile birlikte ilk Türkçe menü desteği gelmişti. -PES 2008 olması lazım- Ardından Assasin Creed‘de oyun içi karşılaşın karakterlede Türkçe seslendirme duyulmuştu.
Tabi bunlar işin profesyonel olanları, yani ücret karşılığında tutulan dublaj sanatçılarına verilen senaryolar ile birlikte yapılan, muazzam kaliteli ekipmanlar ve stüdyolar ile birlikte profesyonel işlerdi. Benim bu yazıda asıl bahsetmek istediğim konu ise; Varlığından FriendFeed sayesinde haberdar olduğum OyunÇeviri.com sitesinde 3 Aralık 2011 tarihinde açılan bir başlık “Call of Duty: Modern Warfare 3 – Türkçe Ses Yaması / Beta” yine bir şaşkınlık, çünkü ortada Need for Speed ile kapışacak nitelikte bir seri’ye sahip yine NFS gibi farklı oyun stüdyolarında geliştirilen ve yine çoğu oyuncunun vazgeçilmez aksiyon-savaş oyunu olan Call of Duty için başlatılan bir Türkçe seslendirme çalışması vardı. Yazının altında bulabileceğiniz beta video kaydı ne denli başarılı bir iş yürüttüklerinin kanıtı olsa gerek zira seslendirmedeki ve seslerdeki kalite bunun apaçık bir göstergesi. Dublaj ekibi için ekip arkadaşları da arıyorlar buradan gerekli formu doldurabilirsiniz. Belki sizlerden birinizin sesini oyun içerisinde duyma fırsatı yakalayabiliriz.
Bu işi hiç bir ticari çıkar ve ya ücret karşılığı yaptıklarını düşünmüyorum, bu olay bile kendileri ve dublaj ekibinde yer alanlar için oldukça mükemmel bir referans olacaktır, kimbilir belkide büyük oyun stüdyoları tarafından keşfedilebilirler de. OyunÇeviri.com’a başarılarının devamını diliyorum.
Call of Duty: Modern Warfare 3 – Türkçe Seslendirme Beta Video
Bu da şu topografik harita, nostalji




Yeni nesil artık oldukça e-Sosyal bir yapıya büründü. Sosyal paylaşım siteleri, sosyal ağ siteleri bu yük’ün en önemli taşıyıcıları. Gerçek manasında “Sosyalleşmek” olarak konuyu ele aldığımızda Türk’ler olarak çoğunluğumuz çekingen bir yapıya sahip. Bu çekingenlik tamamiyle aile yapısında gelen bir davranış fakat doğal olarak kişiden kişiye farklılık gösterebilmektedir. Buradan çıkan sonuç “Türk aile yapısının her kişide aynı etkiyi göstermediği” dir. Aslında bu sonuç çok fazla tepkiyi de beraberinde getirebilir ancak sağlam bir tez ile savunulduğunda ki bunu birazdan açıklayacağım gelebilecek tepkiler yersiz olacaktır.
Bilindiği üzere Türk aile yapısı Osmanlı medeniyetinden gelen muhafazakar bir yapıya sahiptir. Tıpkı yaradanın kutsal kitaplarını, zaman içerisindeki farklı grupların özünü bozmadan değişikliğe uğratmaları gibi, Yapı, durum, konum her ne olursa olsun “Kuşak-çatışması” adı verilen kavram git gide var olan Türk aile yapısını kimi toplum ve ya aileler de özünü bozmadan kendine has değişikliklere uğratmıştır. Kuşak-çatışmalarına en iyi internetcafe’leri örnek gösterebiliriz. Zamanında internetcafe’lere bilgisayar başında boşa vakit geçirdiklerini düşünerek karşı çıkan ebeveynlerin çoğunluğu şimdilerde evlerine ikinci hatta üçüncü bilgisayarı alma peşindeler.
Bu yapı içerisinde sosyalleşme, yazımın başında da belirttiğim “e-Sosyal” yapıya dönmeye başladı. Kişiler artık çoğunlukla dışarıda vakit geçirme yerine evlerinde, internetcafe’lerde, hatta interneti olan normal cafe’lerde vakit geçirip, sosyalleşme ihtiyaçlarını daha çok buralardan sağlıyorlar. Yeni nesil bu “e-Sosyal” kavramı derin mânalara da sahip “Arkadaşlık ilişkileri“, “Yakın arkadaşlık ilişkileri“, “İş ilişkileri“, “Komşuluk” ve hatta “Akraba ilişkilerini” bile kapsıyor. Arkadaşlarınızla dışarıda vakit geçirmeden önce buluşacağınız yerin sağlamasını bile internet üzerinden, komşuya misafirliğe gitmeden önce “Evde misiniz?” sorunsalını çocuğunuzun komşu çocuğuna sormasıyla aşabiliyorsunuz. Yarım kalan ortak bir projenizi iş arkadaşınız ile hafta sonu dahi olsa herhangi bir web ortamından senkronize çalışıp tamamlayabiliyorsunuz. Ve tabiiki bu durumların en yaygını olanı yakın ilişki durumu ki bunun en bilindik anlamı “Sevgili” durumu, bu durum artık öyle bir hâl aldı ki hesaplama yapılsa internet üzerindeki sitelerin, paylaşım ortamlarının yüzde olarak çoğunluğu ilişki üzerine kurulan siteler ve ya ortamlardır.
eSevgili ilişkileri başlıca ele alınıp, hakkında sayfalarca yazı yazılabilecek bir konudur. Bu konu genel olarak, önyargılı bir şekilde kötü olarak lanse edilir. Yani internet üzerinden tanışılacak kişi hakkında fizikî ve ruhani durumların ne kadar güvenilir ve doğru olduğu bilinemeyeceği için ilk başta çekinilerek yaklaşılsa da artık çoğu kişi “Gizlilik” kavramını tam manasıyla öğrenemese de kullanabildiği için bu, eSevgili durumunu artık olağan bir hâle getirmiştir. Öyle ki bu durumun “Türk aile yapısı”nda yeri olmamasına rağmen yine “Kuşak çatışması” kavramına benzetilen bir şekilde zamanla özü değiştirilmeden çoğu Türk aile yapısına kendini kabul ettirilebilmiştir.
Son olarak eklemek istediğim; Bu durum bana göre de kabul edilebilir, zararlı yanları olabileceği gibi hayatınızdaki doğru insanı da internet üzerinden bulabileceğiniz gerçeğini üzerinde taşımaktadır ki bunun sayısız örnekleri de mevcut. Önemli olan bu süreçte dikkatli olunması ve karşılıklı güven ortamının oluşturulmasıdır. Öte yandan e-Sosyal yapı ister istemez hayatımıza ucundan girmiş bulunmaktadır, istesek de istemesek de bu durumu kabullenmeli ve bu kavram hakkında bilgi edinmeliyiz… Yazı boyunca Abiye kuzu gibi konuşmuşum hissine kapıldım. Sürç-ü lisan eylediysem affola…
eSosyal yapının hayatımıza ne denli girdiğini göstermek için internette yaptığım ufak bir araştırma da sayısız site buldum. Bunlaradan Statusthis adresinden bulduğum bir görseli, dilimin döndüğü ve Barış’ın da yardımıyla Türkçe’ye çevirerek beğeninize sunuyorum.




DeathSpank’ı sıkıcı RPG‘lerden ayıran en önemli nokta oldukça hareketli ve şirin diye tabir edebileceğim ve sıradan RPG‘lerdeki sert havadan arınmış bir atmosfere sahip olmasıdır. Öyleki 7 – 8 yaşındaki bir çocuğun bile görmesini isteyebileceğiniz atmosfere sahip. Oyun içerisindeki NPC ve ya diğer karakterler ile olan diyaloglardaki kullanılan ses tonları gerçekten görülmeye değer. Hatta bazen ben bile taklit ediyorum, “I’m DeathSpank!”
Sıradan RPG‘lerden ayrılan bir atmosferi olduğunu söylemiştim. DeathSpank öyle ahım şahım, bizim tabirimizle AliKıranBaşKesen birisi değil. Saf, hatta bazen cahil olduğu durumlar bile oluyor kimi zaman yolda karşılaştığı bir inekle bile muhabbetine şahid olabilirsiniz. -Tabii sizin kontrolünüzde- Beni oyun hakkında yazı yazmaya iten sebeplerden birisi de ana görevlerden birisinde elde etmek için uğraştığınız bir nesne için arası bozuk olan evli bir çiftin arasını yapmaya çalışmam oldu.
Ana görevler dediğime göre geleneksel RPG oyunlarında bulunan yan görevler de mevcut. Bol bol yan görev ile kısa sürede seviye atlayabilirsiniz. Oyundaki bir diğer güzel özellikte görev yaparken takıldığınız anlarda size yardımcı olan ve içlerinde görev notları bulunan “Şans kurabiyeleri“, şans kurabiyelerini yedikçe görevlerin altında bulunan ipucu kutuları açılıyor ve görevleri kolaylıkla yapmanıza yardım ediyor. Seviye demişken toplam da 20 seviye var seviye geçişlerinde yetenekleriniz için yetenek kartlarından seçiyorsunuz. RPG‘ye başlamak isteyenler için iyi bir seçim olabileceğini düşünüyorum. DeathSpank’ı sevdiyseniz oyunun sonunda size bir sürprizi olacak…




Dün -15.02.2010- Microsoft TechNet tarafından yayınlanan bilgiye göre, RC sürümleri 1 Mart 2010 tarihi itibariyle yüklü oldukları bilgisayarları her iki saatte bir kapatılma uyarısıyla karşıkarşıya bırakacağını ve bu esnada yapılan çalışmaların da kayıt edilmeyeceğini duyurdu. Buna ek olarak bilgisayarların duvarkağıdı ne olursa olsun değişeceğini ve siyah bir arkaplana sahip olacağını aynı zamanda sürekli uyarı mesajı belireceğini de belirtti.
Kısacası daha fazla RC sürümü kullanmanıza gerek yok, bilginiz dahilinde kullandığınız sürümün RC olup olmadığı hakkında kuşkunuz var ise, klavyenizden Windows + R tuşlarına basarak Çalıştır penceresi açın ve winver yazarak enter tuşuna basın, açılan pencerede eğer böyle bir ekran ile karşılaşıyorsanız RC sürümüne sahipsinizdir, bir an önce sürüm yükseltmenizde yarar var, eğer böyle bir ekran görüntüsüne sahip iseniz, endişeye mâhal vermenize gerek yok diye düşünüyorum, zira en son sürümü kullanıyor durumdasınız.


…




Ehe biliyorum başlık!, biraz tuhaf gözüküyor, zaten bu yazıyı da okuyan çok fazla insan yok, onlar da benim nasıl birisi olduğumu iyi biliyorlar -Espirili manasında hea!
-.
Sprite’ın, tam olarak süresini hatırlamıyorum ama 2-3 yıl öncesine dayanan bir “Acımasız gerçekler” furyası altında reklam kampanyaları oldu, büyük şehirlerde -metropol desene lem!- bilboardlarda bile çeşitli reklam çalışmaları olmuştu, çok tutulmuş olmalı ki, bir de internet aleminde reklam kampanyasını sürdürmeye çalıştılar ki başarılı olmuş olacak ki, çeşitli sosyal sitelerde konuşulmadan geçilmiyor.
İnternet aleminde reklam kampanyası için de “Chat zorlu bir maraton” adı altında biri erkek biri kız olmak üzere iki kişiden -basit matematik!- birisi ile chat yapıp çeşitli adımlar da doğru seçenek ile son’a ulaşmak, başarılı olursanız herhangi bir iletişim adresinizi girerek “Tescilli internet çapkını” t-shirt’ünüzü alabiliyorsunuz,
Ben bu oyunu ne zaman oynadım, adresimi ne zaman girdim, hangisini seçtim -alp er tunga öldi mü?, ıssz ajun kaldı mu ?- hatırlamıyorum, finallerin bitmesi hasebiyle eve döndüm, annem aylar önce bana gelen “Tescilli internet çapkını” t-shirt’ümü gösterince hatırladım. Millet Halkeğitimkurslar’ına gidip ot’a samana sertifika alıyoken bizde tescilli sapık olmak için sertifika alıyoruz, işte farkımız!
, Zaten önceki akşam kulakları çınlasın Gilraen ile çapkınlık mevzusu üzerine konuşuyoduk bu da bize kapak olsun





→ -Sonralıkla…- Bu aralar photoshop programı ile çok fazla haşır neşir olmaya başladım, okulda hazırlanması gereken afişler olsun, C’de Akış diyagramları yazım için olsun, çeşitli kulvarlarda işime yaramaya başladı. Yanlız PS kullananların vazgeçilmez tercihi olan fırça’lar ile ilgili benimde başımda bi dert var, internet üzerinden bulunan fırça paketlerinin içerisinde bazen 1000′lere yakın fırça setleri bulunuyor tabi bu fırçaları PS‘e entegre etmek hem programın performans değerini oldukça düşürüyor ve dolayısı ile açılış hızınada hatırı sayılır bir şekilde etki ediyor. Çözüm her zaman araştırma da gizlidir (:
→ Araştırmalarım sonucu abrViewer adında bir program buldum. Program PS için bulduğunuz fırça setlerini program içerisine entegre etmeden görüntüleyebilmenizi sağlıyor, gerçekten kullanışlı bir program
→ Uygulamayı burdan bilgisayarınıza indirebilirsiniz, kurulum sonrası programı çalıştırdığınızda açılan pencereden ‘Select Folder’ (resim1) butonuna tıkladığınızda açılan pencereden (resim2), PS fırçalarınızın bulunduğu klasörü seçtiğinizde program otomatik olarak Select Folder butonunun altındaki listede (resim3) fırçalarınız listeliyor.
→ Fırçalarınızın listelelendiğini bölümden istediğiniz fırçaseti üzerine çift tıkladığınızda sağ bölümde(resim4), seçtiğiniz fırçasetinin içerisinde bulunan tüm fırçaları görebilirsiniz.




→ YouseBase hakkında biraz bilgi vermem gerekirse; YouserBase tamamiyle mobiltelefonlar ile ilgili ve sadece telefon kullanıcılarının kendi kullandıkları telefonlar hakkında yorum, puan ve eleştirilerini özgürce dile getirebildikleri ve diğer kullanıcılara, yeni bir mobiltelefon almak isteyen kişilere yardımcı olarak bir platform, tamamiyle ücretsiz olarak üye olabileceğiniz, yaklaşık 30 dilde yayın yapan bir site ile alanında kendini bir adım öne çıkardığını söyleyebilirim
→ Twitter, Facebook ve Blog sayesinde takip edebileceğiniz YouserBase‘in tanıtımı için sevgili Başak bir de çekiliş düzenlemiş, çekiliş sonucunda kazananlara çeşitli hediyelerin de olduğunu bana söyledi -Evet özellikle bana, hıhhı-. Gerçekte hediyede gözüm yok, mühim olan insanlık ama t-shirt mevzsunu tekrar dile getirmeyi kendime bir borç bilirim
. Başarılarının devamını dilerim Başak!


