



Ikinci “yeni” ikilemi saçma oldu farkındayım, dün itibariyle ikinci sınıf’ım, kıdemli’yim, kodummu oturturum, çok pis dalarım! ve türevleri
. Resmi olarak dün okul başladı ama ben Ezgi ve ablasını karşılamak!, gerekli biglileri vermek, Ezginin ablasını -Elif- otogar’a bırakmak ve benzeri işlerden dolayı dün okula gidemedim. Gittiğimde de ders yoktu zaten, bende bu sebeple ki, yurda doğru binaenaleyh yol aldım… Bir anektdo anlatmam lazım ki;

Valla yazacağım yazıyı yazamıyorum, millet başıma üşüştü -Heh!, sanırım doğru tabir bu
- “Yeni kaşıntıları” ilerde yazmayı düşünüyorum, özetle Özcan hocam sağolsun, çok güzel bir proje verdi. Altından kalkmaya çalışıcam, He-Man- gölgelerin gücü adına!. Kemal sussss!




Direkt olayı anlatıyorum;
Hakan, Gülşah ile msn’de muhabbet eder ve bilet için gerekli kıyakları kendisinden ister
, Gülşah kendisine bahşedilen “iyi niyet” ile tüm kozlarını kullanarak bilet için gerekli kıyakları itina ile yerine getirir, Hakan’ın Gülşah‘a borcu vardır, unutulmamaktadır… Ve Abbas -yani ben, Hakan- koşa-moşa Büyükçekmece E-5 kenarındaki Metro bayii’nden biletimi alırım. Uğurlamak isteyen ve merak edenler için gerekli bilgiler aşağıdaki resimdedir… Metro’ya soyadımı yalnış yazdıkları için Teşekkür ediyorum!
Not: Fotoğrafta çıkmamış ama servis Büyükçekmece’den 18:50′de kalkacak…




Evet koskoca 30 gün tutulan Oruç zevkinden sonra -ve tabikii hasıl olan sevap, ehe
- koskoca olmasa da 3 günlük bayram geldi. Ramazan Bayramı, tam tamına 7 sene oluyor Ramazan Bayramından emekli olalı ama babam hâlâ para veriyor
, şikayetçi değilim. Çok güzel anılarımız da oluyor, ufak bir anektodu anlatmadan konuyu kapatamıycam. Sabah sabah Systemenginarı‘na bayram kutlaması için internete girmiyim de bizimkiler beni iyice “Bilgisayar manyak‘ı ” zannetmesinler dedim, iyi ki de demişim. Dede’min mezarına giderken yolda babama “Ya bu araçta kör noktalar oluyo ya, tam olarak neresi” diye bir soru yönelttim. Kendisi gayet olgun bir şekilde sorumu cevapladı. Ardından da tabir-i caizse kapağı mı kapattı
, “O karakutudan başka şeyler de var dünyada“…





Şu geçtiğimiz bi’kaç yılda o kadar çok dizi çıkmaya başladı ki, insanın “çıktı” değil de “peydah oldu” diyesi geliyor. Hani biz erkeklerin “Çorap değiştirir gibi sevgili değiştirme” deyimini, televizyon kanalları da kendi üstlerine alınmış olmaları lazım ki, bi kanal da minimum 10 adet dizi mevcut, bunca hengamenin içinde kendini belli eden diziler de yok değil. Bunlardan birisi ya da benim için Tatlı Hayat‘tan sonra tek olan dizi Canım Ailem‘dir.
Aslına bakarsanız Canım Ailem‘in ilk fragmanını görünce “Bu ne ya şimdi, yine mi yeni dizi” demiştim. Aynısını Yalın piyasaya çıkarkende söylemiştim adam meşhur oldu
. Dizinin konusundan bahsedecek olursak;
Dizide Samim‘in -Uğur YÜCEL- 20 yıl önce bırakıp gittiği gelin olan Meliha -Şebnem BOZOKLU-, Adana’dan Istanbul’a gelip burada yaşamlarını sürdürmeye devam eden 3 kızkardeşin en büyükleridir. Hayatı boyunca hiç evlenmemiş Samim’in onu bırakıp gitmesi bile Samim‘e olan sevgisini azaltmamış Adanalı olmasının vermiş olduğu hamaratlık ile evinde oturup kardeşlerine hergün mükemmel yemekler yapan bi şahsiyet.
Zaten Meliha’ya olan hayranlığımın saplantı haline dönüşmeside burada başlıyor
. Biraz eski kafalı olabilirim ama dizide ne zaman Meliha karakterini görsem hiç boş durmuyor kardeşim, sürekli mutfakta, bi’de kolundaki bileziklerin iş yaparken çıkardığı o ahenkli ses, kelimenin tam anlamıyla beni kendimden alıyor. Diziye ve Meliha’ya bağlılığım gitgide şöyle bir düşünce oluşmasına neden oldu “Olurda ileride evlenirsem Hanım’ımın böyle birisi olmasını istiyorum” Bu kelimeyi kime söylersem söyliyim, “Sen köle arıyosun kendine” diyorlar. Aslında haklılar çünkü ben yukarıdaki mutfak sahnesini anlattıktan sonra bu sözü söylüyorum, halbuki Meliha hayatın heryerinde benim istediğim gibi, Samim‘in meshuliyetindeki çocuklara davranışı, kendi kardeşlerine davranışı, etrafındaki insanlara yaklaşımı, hepsi ama hepsi benim kafamdaki hayat arkadaşı karakterine sahip. Biliyorum belki de böyle bir düşünceye sahip olmam çok fazla yadırgalanabilir. Sonuçta bir dizi ve gerçek hayat ile ilgisi yok ama Einstein‘in bir sözü vardır “Hayaller, bilgiden daha önemlidir“.
Yalan söylemeyi beceremiyorum bu yazıyı da FF’den arkadaş edindiğim Besin’in kişisel sitesi‘nde gördüğüm bir yazı‘yı okuduktan sonra yazmam gerektiğini düşündüm. Bir nevii mim oldu
![]()
Şebnem BOZOKLU’nun resmi fan sitesine buradan ulaşabilirsiniz, kayıt olup içerikleri görmenizde fayda varSon söz![]()
Masaüstü arkaplanı olarak kullandığım 4 resmi’de sizinle paylaşmak istiyorum…




Herkese selamlar, uzun süredir bi galeri eklentisi arıyorum, malum host 100Mb o yüzden kendi host’um üzerinden değilde facebook veya flickr veritabanından yararlanabileceğim bi eklenti bulamadım -Ya da buldum da ben beceriksizim
-. En son olarak verdiğim karar Flickr üzerinden fotoğraflarımı widget ile siteye eklemek oldu. Sağ taraftaki bölümde tüm hakları bana saklı olan fotoğrafları “Enginar’ın objektifi…” adı altında yayınlayacağım. Zaten uzun süredir fotoğrafta çekemiyorum -Ne alaka-.
Alakasız bi not: Bu yazıyı yazarken Firefox‘un 3.5.2 sürümüne güncelleme uyarısı geldi
![]()









Fazla söze gerek yok, biliyosunuz her ay’ın istatisklerini değerlendiriyoruz…








