31 Tem 2009 @ 11:31 PM 

Systemenginarı‘nı açmayı planladığımla gelen-giden’i tutmak -Istatikçi- için iyi bir sistem bulmalıydım, nitekim internet semalarında dolaşırken OnlineWebStat adında bir içerik istatikçisi buldum. Gayet hoş, basit, ücretsiz ve oldukça detaylı bir şekilde istatik sistemi var -Ayrıntılı olarak sitesinden bakabilirisiniz-. 11.07.2009 -11 Temmuz-’da SystemEnginarı‘nı ekleyip istatik sistemini kullanmaya başladım. Fakat birkaç gün değil, hemen akabinde şaşırtıcı bir şekilde SystemEnginarı‘na ziyaretçi akını olduğunu farkettim -Bana göre şaşırtıcı-. Rakamlar önemli değil fakat SystemEnginarı‘na  ulaştıkları yol  beni biraz tedirgin, biraz da huy, bir iki kaşık balzemik, birazda ökse otu oldu içimde -Ehe :) -, Yukarıda da bahsettiğim ayrıntılı istatik sisteminde arama motorlarından sitenize hangi kelime ya da kelimeleri arayarak ulaştıklarına dahi bakabiliyorsunuz. İşte başlıkta yer alan “Fail-i meçhul hayran(!)“, burada ortaya çıkıyor :)

Google'dan SystemEnginarı'na Hakan AKSÜZEK

Hafta sonları ağırlıklı olmak üzere tam 13 defa -13 uğursuz sayıdır :) - google‘dan SystemEnginarı‘na “Hakan AKSÜZEK” aratılarak girilmiş, “13 defa nasıl oluyor ya burda 8 tarih var” diyenlerinize bir süprizim var :) , 18 ve 24 Temmuz’da 2 defa, 25 Temmuz’da 3 defa aratılmış. Aramaların hepsi Istanbul ilinden yapılmaktadır… Yani hayran’ım ile aynı şehirdeyim, Hemşerim (=

Savunma
Fail-i meçhul hayran'ıma
Tags Tags: , , , , , , , , ,
Categories: Sevgili Enginarım
Posted By: Hakan AKSÜZEK
Last Edit: 31 Tem 2009 @ 11 31 PM

EmailPermalinkComments (2)
 29 Tem 2009 @ 11:18 PM 

Orta yaş bunalımı adında bir kavram var, bunun öncesinde “Genç yaş bunalımı” diye bişey olmalı ki bir dizi şeklinde ilerleyebilirsin -Tabîki yine düz mantık-. Orta yaş bunalımı‘nı henüz yaşamış değilim fakat geliştirdiğim tezler “Genç yaş bunalımı“ndan daha kötü olmadığı yönünde iyimser kanı’lara sahip :) -Evet, yine benim tezlerim-. Bu yazıyı okumadan önce belirtmem/bilmeniz gerekenler;

* Tamamen kendi düşüncelerimden oluşmakta,

* Literatürde ya da hede hödö’de bu tip kanı’lar var ise benimkiler tamamen hayal ürünüdür.
* Izleyeceğiniz programda “Sanal Reklam” uygulaması yapılmamaktadır :)

Genç yaş bunalımı geçireli takriben 5 – 6 yıl oluyor. Farklı bir ortamda gibi oluyorsunuz, ya dünya sizin etrafınızda dönecek ya da dünyayı döndürecek birşeyler bulmaya çalışılacak bir dönem, tıbbi olarak erkeklerde ürolojik bölgeyle beynin yer değiştirdiği, dişilerde ise komplike algoritmaların nasıl oluşturulacağı ile ilgili beyin’in mantık lob’u olan Sol lob‘unun hayata geçirildiği dönem olarak bilinir. Yani halk arasında “kişiliği oturtmaya başlama” çağı olarak isimlendirilir -Kişilik oturtma çağı değil, kişiliği oturtmaya başlama çağı-. Genç şimdiye kadar yaşadıklarını “Tecrübe” diye yorumlasa da, asıl şimdiden sonra yadaşıkları tecrübe olmaya başlıyacak, yavaş yavaş ufak çaplı tecrübeler yaşanacak -Kötü olanlar çoğunlukta olmak üzere-, genc’in sürekli “Neden ben“, “Niye hep benim başıma geliyor ?” diye sorularla boğuşurken aslında akranı olan herkesin aynı şekilde, aynı soruları kendisine sorduğunun farkında bile değidir. Doğanın kanunu olarak kişiliği oturtmaya başlanıldığı andan itibaren bu tür tecrübeler kaçınılmazdır. Bu dönemde önemli olan çok fazla değişken olmamak, genç birkaç kişilik deneyecek ve daha sonrasında kendisininde farkında olmadan -bilinçdışı- denediği kişilikler arasından bir kişilik seçecek, önce hangi kişilik seçilir orası yine bilinçdışı yapılan seçimlere maruz kalmaktadır. Tabî bu kişilikler bilinen türden “iyi kişilik” ve “kötü kişilik” ten ibaret, gerçi bunların türevleriyle birlikte ortaya değişik kişiliklerde çıkmaktadır. Mesela genç önce “Affeden“, “Herşeyi sineye çeken” bir kişilik olmayı seçebilir -Çevre faktörü, seçilen ilk kişilikte baskındır-. Bu kişilikten yeterince haz alındıktan sonra diğer kişiliğe geçilir. “Arkadan vuran“, “Yüz’e vuran” olunur, çeşitli etkileşimler bu kişilikte de kendini belli ettikten sonra, genç bazı yönlerini,huylarını görmemezlikten gelir, inkar eder bu inkar pisikolojisi‘nin nedeni ise Gurur mekanizmasının bu dönemde çok fazla dominant olmasındandır.

inkar psikolojisi & görmemezlikten gelme

Zaman içerisinde bu dönemin sonuna yaklaşıldığında elde edinilen bütün kişilik formları genç tarafından toplanıp değerlendirilir. Çeşitli zaman dilimlerinde genc’in “kendi kendine mukayese etmesi“, “çözümleme yapması“, “+ ve – yönleri irdelemesi” sonucunda ortaya takriben %75′i tamamlanmış bir kişilik çıkar. Ve genç hayatına bu %75′lik kişilik ile devam eder.

%75'lik Kişilik

Genç yaş bunalım’ı %75′lik kişiliğin oluşmasıyla son bulmaktadır. Genç “Kişilik testi” sırasında kötü kişilik veya türevlerinin, tıpkı dünya hayatında hristiyanlığın müslümanlıktan daha kolay bir din olduğu varsayımıyla değerlendirip “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın“cılık oynar ise sonrasında ortaya çıkan olumsuzluklar ve geç kalınmışlıklar yanına sadece kâr olarak kalacaktır(!).

Kişisel yorum
Tags Tags: , , , , , , , , , , , , , ,
Categories: Sevgili Enginarım
Posted By: Hakan AKSÜZEK
Last Edit: 29 Tem 2009 @ 11 18 PM

EmailPermalinkComments (0)
 26 Tem 2009 @ 12:16 AM 

Sanırım yüzyıllardır olmasa da takriben 3-4 yıldır beklenen bir yazı/açıklama bu “Ben neden böyleyim“, beni etraflıca tanımayanlar “Nasıl yani ?” diye sorabilirler, tek ve basit bir cevabı var. “Sorunlu“, çevreme göre ben sorunlu birisiyim, standart sorunlulardan değil, ki beni tanıyan ve bu huyumu bilenler zaten şu anda neden bahsettiğimi eminim anlıyorlardır. Ne mutlu onlara!. Çevreme göre “sorunlu” kişiliğimden kısaca bahsetmek istiyorum.

Eğitim hayatımın bana verdiği aksatmalar sayesinde genellikle kendimden 3-4 yaş küçük kişilere “Akranım” gözüyle bakabiliyorum -Zorunlu olarak-. Çevre etkileşimi olarak adlandırılan bu durumdan kimi zaman hoşnut olmasam da memnun olduğum zaman dilimleri %’lerle ifade etmek gerekirse 90′larda, “Mantık erbabı” , “Aşırı detaycı“, “Mükemmelliyetçi” ve henüz tam kavramını bulamadığım o yüzden de adını “G.D.E.E. = Genel doğruları empoze etme” koyduğum kişiliğim sayesinde, akranlarımın kendimden küçük olmasını bir avantaj olarak görüyorum. Bu sayede tez’ler üretebiliyor. Akranlarım saydığım kişiler ortamlarına beni çok kolay kabul edebildikleri için yabancılaşma çekmiyor ve çok çabuk ortama ısınılabiliniyor. Bu sayede “Sen giderken biz dönüyoduk” geyiksel felsefesine hiç mi hiç girmeden, direkt olarak olay’a nûfuz edip, kişisel psikoloji, çevresel psikoloji ve bunların hepsini barındıran genel psikoloji‘yi teker teker sanki tek bir insan beynin de işlem görüyormuşcasına irdeleyip hem ikili muhabbette kişi için çözüme kavuşabilmeye hem de benim işime yarayacak geçerliliği anında kanıtlanabilen tez’ler üretebilmeye yarıyor. Aslında temel algoritma basit, yukarıda bahsettiğim karmaşık algoritmanın yanısıra sadece “Arkadaşlık” tan ibaret bir durum yani “Sır alma/verme“, “dert paylaşma” ve benzeri durumlarında altında yatan gerçek, psikolojik, %100 saf ve doğru olan kanı’lardan bahsediyorum.

-%100 saf ve doğru olan kanı- açıklaması

Burada karşımdaki akran’ım bir “kobay“mış gibi görünebilir ama değil!. Dikkatli bakıldığında görüldüğü üzere iki taraflı bir etkileşim. Yani deney ilacını fareye uyguladığınızda fare ya ölür ya da yaşar bu bir ihtimal meselesi fakat bu durumda böyle birşey söz konusu değil, irdelenen konu, derinlemesine incelendiği ve her türlü olasılıklar gözden geçirildiği için çözüm bulamama dürtüsü sadece “dürtü” den ibarettir fakat yinede %0,01′lik bir ihtimale söz konusu olabiliyor.Sonuçta konuşma sonrası iki tarafta elinde ürünle çıkıyor! -5 adet karbon molekülü, 1 adet glikojen’miydi :) -.

Bu tip girişimler, edinilen arkadaşlıklar, anlaşılabilinen ve verilen değerler, anlaşılamayan değerler, verilip geri alınabilen değerler -karşılıksız çekler :) -, bi yerde bir çeşit duvar olan “Gurur” a toslayabiliyor. Sonrasında kişini kendi iradesi, iradeyi kontrol edebilme gücü -Bir nevî nefis ile mücadele- içinde bulunduğu durumdan kişiyi kurtarıyor. Kesin bir ifadeden bahsettim farkındaysanız fakat kurtarma şekli hasarlı ve hasarsız olmak üzere iki biçimde oluyor.

Kendimi de işin içine katarak iki durumdan da bahsetmeye çalışacağım!… -Zaten benim neden “sorunlu” olduğumda burada ortaya çıkıyor zaten-

Hasarlı kurtarma
Hasarsız kurtarma

Buradan çıkarılacak gayet basit sonuçlar var tabîki, mesela;

* Arkadaş sayım hiçbir zaman “bir elimin parmakları” kavramını geçememiştir,

* Yanlız’lık tabîki ALLAH‘a mahsustur ;) ,

* Yaptığım yardımlardan ve yaşadığım ikili ilişkilerin hiçbirinden pişman olmamışımdır -Aşk,arkadaşlık-,

* Bu özniteliğim böyle devam edecektir,

* Halimden gayet memnunumdur, ALLAH‘a şükür ;) ,

Bunca sözden sonra anlattıklarımın hepsinin hayal ürünü olması gayet muhtemel, atılıyor, sallanıyor olması mümkün gibi gözükse de, şöyle bir durum da söz konusu oluyor, yapmaya çalıştıklarımı başından anlayıp, saygı duyup birlikte aynı yolda yürdüğüm insanlar mevcuttur, hiçbir şekilde tartışma yaşanmaması, yaşananan tartışmaların bile bir şekilde çözüme kavuşturulduğu insanlar hâla çevremdedir, burdan isimlerini haykırmakta bir sakınca görmüyorum!. Teşekkürler Arda, teşekkürler Bircan, teşekkürler Elif, teşekkürler Evren, teşekkürler Samet teşekkürler Türkiye :P

Not

Canı sıkılıp sosyalleşmek isteyen insan ne yapar ?

* Arkadaşlarıyla buluşur, sinema’ya normal bir filme gider.
* Arkadaşlarıyla buluşur, cafe’ye gider.
* Arkadaşlarıyla buluşmaz, kendine meşgale arar.

gibi birçok örnekler ile çoğaltabiliriz…

Ama canı sıkılan insan arkadaşlarıyla buluşup sinema’ya anormal bir film’e gitmez…

Neyse konuyu anlatayım; Can sıkıntısından ve Forum Trabzon‘a yeni açılan Cine-Bonus hakkında fikir edinebilmek amacıyla sinemaya gitmeye kalktım. My bloody valentine filminin 3D olduğunu duymuştum. Merakımı gidermek amacıyla da film’e bir bilet aldım. -Evet almaz olaydım :) - 3D manyaklığı daha fragramanlarda başladı. Fragmanlardaki gerginlikten sonra iyice gerilmeye başlamışken, nasibimi filmin ilk sahnelerinde aldım. Maden’den çıkan katil zanlısı “Kazmalı herif“, arabayla kaçmaya çalışan 2′si genç kız olan 3 kişinin içinde bulunduğu jip’e kazmayı fırlatmasıyla, aşşağıdaki resimde gördüğünüz sol köşedeki kızın aldığı pozisyonun aynısını, ben oturduduğum koltukta aldım :) . “Bu böyle devam edecek mi ya!” diye serzenirken, beterin beterinin beterinin bile beteri olduğunu anladım. O yüzden film’i olurda izlerseniz 2D izleyin, “Yok kaşınıyorum” diyorsanız dikkat etmeniz gereken yerler;

* Motel‘de sevişen çift’i öldürmeye çalışan “Kazmalı herif“e silah fırlatılan sahne, sanki kadını ben öldürmeye çalışıyorum :) , silahı bana fırlatıyo -Mermi değil, silah-
** Arabayla giderken arabanın kontrolünü kaybedip soldaki devrilmiş ağaca hem aracın hemde benim göbeğimden giren sahne,
*** Filmin sonlarına doğru maden’de kadının “Kazmalı herif” e mermi sıkması sonucu, mermi “Kazmalı herif”i mi beni mi öldürdü bilemediğim sahne:)

Örnekleri bilerek ve isteyerek çoğaltmıyorum, gözümün önüne 3D, 3D geliyorlar :) , bundan sonra daha da 3D film’e gitme. Örneklendirme teşkil etmesi amacıyla isterseniz film’in sitesine burdan girebilirsiniz ama dikkatli olun! ;)

Tags Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,
Categories: Vizyonumdakiler, İlgimi çekti de
Posted By: Hakan AKSÜZEK
Last Edit: 23 Tem 2009 @ 04 50 PM

EmailPermalinkComments (0)
 20 Tem 2009 @ 1:51 PM 

Geçen gün Kişisel Tecrübeler ile ilgili açıklamamı, akabinde ve detayında ilk Kişisel Tecrübe‘mi beğeninize sunmuştum. O gün gerçekleşen bir Kişisel Tecrübe‘m daha vardı. Biraz erteledim ama yine de yazmayı uygun buluyorum -Blog benim blog’um kardeşim :) -.

Hani şu son yüzyıl da Kadın-Erkek arasında, pardon Erkek-Kadın arasında :) bir “Eşitlik” kavramı türedi ve oldukça da tutuldu, bayanlar işlerine geldiği takdirde “Eşitlik” kavramını öne sürebiliyorlar. Cem YILMAZ‘ın bu konuda gerçekten çok mantıklı bir tez’i mevcut. Aynen aktarıyorum. Cümleler Cem YILMAZ‘a aittir, bana çemkirmeyiniz :)

200 bin yıldır gazı veriyorlar. Son yüzyılın çeyreğinde “Hadi bakalım eşitiz biz” filan, vermeseydin gazı baştan eşit olsaydık, “Avcı ve toplayıcıdır erkek“, “Şöyledir“, “Kıldır“, “Yündür“, “Şövalyedir“, “Evin direğidir“, ondan sonra 2000 yıldır verilen gazı geri almaya çalışıyorlar

Gayet mantıklı bir tez, Cem YILMAZ‘ın Stand-up‘ları bir yana gözlemleri gerçekten mükemmel, benim Kişisel Tecrübe‘me gelecek olursak;

Kişisel Tecrübe #2 | Eşitlik
Çözüm
Tags Tags: , , , , , , , , , , ,
Categories: Kişisel tecrübeler
Posted By: Hakan AKSÜZEK
Last Edit: 20 Tem 2009 @ 01 51 PM

EmailPermalinkComments (2)
 19 Tem 2009 @ 10:06 PM 

Tüm islam aleminin Miraç Kandili hayırlara vesile olması dileğiyle, herkes’in Miraç Kandili mübarek olsun!

Tags Tags: ,
Categories: Sevgili Enginarım
Posted By: Hakan AKSÜZEK
Last Edit: 19 Tem 2009 @ 10 06 PM

EmailPermalinkComments (0)
 18 Tem 2009 @ 2:56 PM 

Bu aralar mantık erbabı‘lığıyla ilgili çok fazla içli dışlı olmaya başladım. Bilgisayar programlamacı‘lığının vermiş olduğu özgüven ve mantıksal dolaşım sisteminin beyin’e vermiş olduğu bölgesel hasar, çevre de olup biten bütün kuramsal olayların If – then – else kod bloğuyla yorumlayabilme hissiyatını veriyor -What a logical sentence, ehe :) -. Bu yüzden farkına vardığım kişisel farkındalık olaylarını bir şekilde paylaşım içerisinde bulunarak çevremdeki insanları da bilinçlendirme, bilgilendirme ve bilimum mantıksal veri tüketimini üst düzeye çıkarmayı amaçlıyorum.

Kişisel tecrübeler’imi yaşadıktan ve yazdıktan sonra çözüm yolunu da bulduğum takdirde aynı yazı içerisinde belirteceğim.
Kişisel tecrübeler” silsilesinin amacını açıklayan bu ufak giriş yazısından sonra, yaşadığım ilk kişisel tecrübeyi aktarıyorum… Bu “Kişisel Tecrübeler” ile ilgili olan yazıları, yine aynı isimli “Kişisel Tecrübeler” kategorisinde yayınlamayı uygun buldum, kabul edenler, etmeyenler. Kabul edilmiştir!.

Dün -17.07.2009- “yaz sezonu’nda boş boş evde oturacağıma çalışayım ya” felsefesini kendimle özleştirerek Cuma namazı‘ndan sonra Beylikdüzü‘nü komple dolaştım. Amacım tabii ki iş aramak oldu fakat dişe dokunur birşey bulmadığımı itiraf etmeliyim… Kendi nitelik ve vasf’ım üzerine bir pozisyon aradığımdan, bulmak da aramak kadar zordu.

Ahmet AKTOĞAN hocam’ın bi sözü vardı o geldi aklıma “Bir bakmak, bir de görmek vardır

Yorgun ve bitâp, yürüyüş halinde eve dönerken nereden aklıma geldiyse yolda “Hafıza Teknikleri” kursundan aklımda kalan “Beynin sol lob’u sağ uzuvları, sağ lob’u sol uzuvları kontrol eder” cümlesini kendi içimde çözümlemeye çalışıyordum. İlk kişisel tecrübem de işte burada ortaya çıktı. Hani internet’te dolaşan “Bunları biliyor musunuz ” kategorisinde sınıflandırılan bir cümle var “Dilinizi dirseğinize değdirmek imkansızdır” diye, zaten bu cümleyi okuyan insanların istisnasız %100′ü bu teoriyi deneyip hezimete uğradıktan sonra çevresinde kendisini izleyen var mı diye çaktırmadan bakıyorlar. Buna benzer bir teoride benden çıktı. Şöyle ki;

Kişisel Tecrübe #1 | Çapraz bağlar

Çözüm
Tags Tags: , , , , , , , , , , , ,
Categories: Kişisel tecrübeler, System Enginari
Posted By: Hakan AKSÜZEK
Last Edit: 20 Tem 2009 @ 01 37 PM

EmailPermalinkComments (0)

İstatistikler



    No Child Pages.

Abone Ol



    No Child Pages.

İletişim



    No Child Pages.

Indirilebilir!



    No Child Pages.

Hakkımda !



    No Child Pages.
欢迎光临~
初音