



Jordan Mechner‘i tanıyanınız var mı ?, 1964 doğumlu bir bilgisayar manyağı, -ya da he’s a geek- peki JM‘i neden tanımanız gerektiğini size üç kelime ile anlatayım Prince of Persia, evet PoP‘un yapımcısı, fikir babası, tasarımcısı, herşeyi JM’dir. Henüz öğrenciyken yazmaya başladığı PoP’un ileride bu kadar PoPüler olacağını kendisi tahmin etmiş midir?.
Level dergisinin Şubat baskısında bir hatunun kaleme aldığı ve Mayıs 2010 tarihinde gösterime girecek film ile aynı anda yayımlanacak PoP: Forgotten Sands oyununun ise seriyi dikkate alacak olursak sekizinci oyunu olmayı başarması ve PoP fanatikleri tarafından bağra basılması (bknz. bağrına basmak) ise şu günlerde pek sağlıklı bir görüş olmadığı kanısındayım. Zira PoP denilince akla gelen ilk hatırı sayılır değişikliği Ubisoft firmasının SOT‘tan sonra WW‘de prens üzerinde yaptığı büyük ve karizmatik değişiklik. Free From Fighting ve prens karakterenin modellenmesi hususunda oldukça büyük bir değişiklik yaptıkları muhtemel ki oyunu oynayanlar SOT ile WW arasındaki farkın ne olduğunu gayet iyi biliyorlar. O yüzden FS trailer videosunu izleyenlerin ve prens’in kumların arasından çıkarkenki yüzünü görenlerin yüzlerini görmek isterdim. – Complex Sentences
– Sanırım modelleme açısından PoP:SoT filminde prens karakterini canlandıran Jake Gyllenhaal‘e benzetmek istemişler.
Öte yandan film fragmanını izleyenlerin kafasındaki bir diğer soru işareti ise prensin etrafında dolanan hatunun Farah, Kaelina ya da Elika karakterlerinden hangisi olduğudur, zira filmdeki karakter Elika‘ya çok benziyor ama konunun PoP4 ile uzaktan yakından alakası yok. Bu da tabi ikilemler içerisinde kalmamıza rağmen “Yiğidi öldür, hakkını yeme” felsefesi ile PoP serisinin ve prens’in içler acısı hayat hikayesi karşısında biz PoP fanatiklerinin hiç bir zaman prensi bırakamıyacağımız gerçeğini dile getiriyor…
Film 28 Mayıs tarihinde vizyona girecek, PoP kültüründen haberiniz yok ise 28 Mayıs’a kadar tüm PoP serilerini bitirebilir ve hikaye hakkında fikir edinebilirsiniz. Şimdiye kadar çıkmış PoP oyunları;
→ Prince of Persia
→ Prince of Persia 2: The Shadow and The Flame
→ Prince of Persia 3D
→ Prince of Persia : Sands of Time
→ Prince of Persia: Warrior Within
→ Prince of Persia: The Twho Thrones
→ Prince of Persia 4
Sands of Time CD’lerim şurda bi’yerde olacaktı…














Uzun olmayan araştırmalarım sonucu bu sorunların tek bir kaynağı olduğunu öğrendim. X59S serileride dizayn edilen fan sistemi, hava sirkülasyonu için iyi bir çözüm olmadığı kesin. Öte yandan hava sirkülasyonunun sağlam olmayışıyla beraber içeri oluşan sıcak havanın kendisini dışarıya atamamasından dolayı da cihaz üzerinde hatırı sayılır bir şekilde ısınma sorunu ortaya çıkıyor ki, yeri geldiğinde bu ısınma el değdirilemez hale geliyor.
Tüm bu sorunların temelinde yatan ise hava sirkülasyonu sırasında fan filtresinin içerisinde biriken tozların fan filtresini tıkamasıyla hava sirkülasyonunu daha da güç hale getirmesinden meydana geliyor. Çözümü ise gayet basit, dizüstü bilgisayarınızın içini açıp gerekli yerlerde temizlik yapmak ve hava sirkülasyonun azami derecede verimli çalışmasını sağlayabilmek.





Bi erkek umudu olmadan yaşayamaz, yıllardır kankavari takıldığı kız arkadaşına günün birinde ‘çıkma’teklifi etme umudu, basit bi arkadaş ortamında tanıştığı kız için “elbetbirgün” teklif ederim umudu, işte bu umutların hepsi bu kelimeler yüzünden. Artık olayın başında kim varsa, kim bozduysa bu döngüyü, kim ilk ot’tan saman’dan bi sebep yüzünden “Canım, saat kaç?” diye sorduysa, işte o günden beri artık erkekler bir Canım’a bakıyorlar, Bir Canım dünyalara bedel oluyor.
Hiç mi yok çevrenizde, bi bakın, özellikle kızlar “Yıllardır beraberdik ya, ilkokuldan beri arkadaşım ama artık görüşmüyorum“, neden acaba ?, sen onca yıldır arkadaşına sevgilinmiş gibi davran, günün birinden alırsın ‘çıkma’teklifini, insan artık sevgilisi ile beraber olurken de bi’an da olsa boşluğa düşüyor, “Lan bi saat önce Burcu’ bana canım demişti, şimdi sevgilim” !!
Yapmayın bayanlar, nerde nasıl davranacağınızı bilmiyorsunuz, ağzınızdan çıkan her güzel söz karşınızdaki erkek üzerinde derin bir etki bırakıyor, size göre çok sıradan bir söz bile olsa. Bu durumu erkeklerin -ne derler- abazanlık’larına verebilirsiniz, zira gayette abazan bir durum, yanlız unutmamak lazım kukla değil kuklayıcı nişan almak gerekir.
Sürekli dem vuruyorum ya “Eskileri seviyorum ben!, eskiden yaşanan hayatı, eskiden yapılan şeyleri” diye, belkide gerçekten iyi bi’şey yapıyorum, eskiden herşey ne kadar güzeldi, ne düşük bel vardı o zamanlar, ne de erkekler ile kızlar böyle ulu orta!, eskiden sevdiğimizin gözüne bakamazdık, şimdikiler [...] -içeriği çok kötü bi üç nokta-
Bu aralar sürekli “Yaşar – Kumralım” parçası denk geliyor, hiç kumral kız arkadaşım olmadı, belkide olmuştur, kumral rengi neye benziyor bilmiyorum




Akış diyagramı çizerken sık sık kullanılan şekiller şunlardır.




Çevremdeki insanlar ile arasıra ya da sometimes muhabbetler oluyor. Bana sürekli yanlızlıktan ve benim ne kadar zor durumda olduğumdan bahsediyorlar, anlam veremiyorum, neden herkes benim yanlız olduğumu öğrendiği zaman illa bi tarafa yamamaya çalışıyor. En genel tabiriyle ben böyle mutluyum, hiç öyle aham şaham aldığım bir yara da yok ki hayata küseyim, aksine hayat ile benden daha barışık insan göremezsin enginar…
Beni yakından ve ya uzaktan tanıyan insanlar aklımın ve mantığımın ikilik tabanda çalıştığını gayet iyi biliyorlar, öte yandan nerde ne yapacağı belli olmayan, kestirilemez bir kişilik sahibi olduğumu düşünüyorlar, al sana mantık hatası!, ikilik tabanda bir ve sıfır vardır yani bi’şey ya vardır ya yoktur, nerde ne yapacağım nasıl belli olmaz onu anlamıyorum yani nasıl anlayamadıklarını anlayamıyorum, -bu cümleyi de
- kısacası bana nereden baktıkları önemli, demek ki doğru yerden bakmıyorlar ya da bi’yerde compiler hatası var…
Bugün Özcan hoca beni o kadar mutlu etti ki, eğer böyle devam ederse bu sene mezun olurken damgamı vuracağım, alnının çatına -belli kişilerin-…
Şimdi ben sana içimi döktüm diye de kızarlar emin ol, sana soracaklar yeğen, kim olduğunu soracaklar
,




Dün -15.02.2010- Microsoft TechNet tarafından yayınlanan bilgiye göre, RC sürümleri 1 Mart 2010 tarihi itibariyle yüklü oldukları bilgisayarları her iki saatte bir kapatılma uyarısıyla karşıkarşıya bırakacağını ve bu esnada yapılan çalışmaların da kayıt edilmeyeceğini duyurdu. Buna ek olarak bilgisayarların duvarkağıdı ne olursa olsun değişeceğini ve siyah bir arkaplana sahip olacağını aynı zamanda sürekli uyarı mesajı belireceğini de belirtti.
Kısacası daha fazla RC sürümü kullanmanıza gerek yok, bilginiz dahilinde kullandığınız sürümün RC olup olmadığı hakkında kuşkunuz var ise, klavyenizden Windows + R tuşlarına basarak Çalıştır penceresi açın ve winver yazarak enter tuşuna basın, açılan pencerede eğer böyle bir ekran ile karşılaşıyorsanız RC sürümüne sahipsinizdir, bir an önce sürüm yükseltmenizde yarar var, eğer böyle bir ekran görüntüsüne sahip iseniz, endişeye mâhal vermenize gerek yok diye düşünüyorum, zira en son sürümü kullanıyor durumdasınız.


…


